HANGİ ZİKİR KALP GÖZÜNÜ AÇAR?

0

Es‘ad Erbili Hazretleri mânevî evlâtlarına devamlı zikir hâlinde bulunmayı tavsiye ederek kâmil bir mü’min olmak için “La ilahe illallah” zikri şerîfini çekmelerini söylerdi.

“Cenâb-ı Hak kalp gözünüzü nurlandırsın! Nasıl ki gül yaprağının her noktasında gülsuyu mevcut ise, aynen onun gibi sizin kıymetli vücudunuzun her zerresini de muhabbet ve dâimî zikrin hoş kokusuyla güzelleştirsin! Âmîn…

Cenâb-ı Hak bir an bile kullarından gâfil olmadığı gibi, şerîatin şerefli çizgisinde hareket ederek Rabbini hatırından hiç çıkarmayan kullarını da çok sever. İşte bu sebeple fakirâne ricam şudur ki, bu yüce şereften mahrum kalmayalım. Nefsânî muhabbetlere meftun olmuş bir kalp ile Cenâb-ı Hakk’ın huzûruna çıkmayalım…”[1]

“Letâiflerin hepsi tasfiyeye muhtaç olduğundan, bir Hak yolcusunun, sırasıyla bütün latîfelerini zikre alıştırması zarurîdir. Bir insana gusül gerektiğinde nasıl vücudunun her yerini, hattâ her noktasını yıkaması lâzım ise gönül âlemini tasfiye etmek isteyen bir kişinin de bütün letâifleriyle, hattâ vücudunun her zerresiyle zikretmesi zarurîdir.”[2]

“Bir kimse hizmet etmeyi ve bu hizmetinin karşılığında dereceler kazanmayı arzu ederse yalnız Cenab-ı Hakk’a hizmet etsin! O’nun dışındakileri ölü gibi faydasız ve zararsız kabûl etsin. İşte o zaman “La ilahe illallah” kelimesini hakkıyla ifâde etmiş ve fiilen yaşamış olur.

Mâlûm-i âlîniz “La ilahe” ism-i şerîfi esmâ-i hüsnâ’nın hepsini kendinde toplayan ve Cenâb-ı Hak için alem olan, yüce zâtına has bir isimdir. O hâlde “La ilahe illallah” demek; «Allah’tan başka lûtfeden, O’ndan başka himâye eden, O’ndan başka rızık veren… bir ilâh yoktur.» demektir. Buna göre insan, kâmil bir mü’min olmak için bu zikr-i şerîf ile kalbini ihyâ etmeli ve bu yüce kelimeyi kalp âlemine nakşetmeye îtinâ göstermelidir.”[3]

“Cenâb-ı Hakk’ın zikir ve fikriyle ihyâ olunan vakitler; sulh, sükûn, huzur, feyz ve rûhâniyet ikliminin husûlüne vesîle olacağından, bu vazifeyi îfâ eden tasavvuf erbâbının sıhhat, âfiyet ve tam muvaffakıyeti için duâ etmek lâzımdır. Bu sebeple Rabbim ömür verdikçe bu temiz ve nezih vazifeyi yerine getirmeye O’nun lûtfuyla gayret edeceğim tabiîdir.”[4]

DİPNOTLAR

[1] M. Es‘ad Efendi, a.g.e, s. 100, no: 69.

[2] M. Es‘ad Efendi, a.g.e, s. 140, no: 112.

[3] M. Es‘ad Efendi, a.g.e, s. 146, no: 118.

[4] M. Es‘ad Efendi, a.g.e, s. 62, no: 34.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Altın Silsile, Erkam Yayınları

Paylaş.

Yorumlar