HÂCE MUSA TOPBAŞ’DAN (K.S.) NASİHATLER

0

Tasavvufun en mühim gâyelerinden biri, kulun enâniyetini bertaraf ederek ona hiçliğini idrâk ettirmektir. Bir kul, merhameti ve ahlâkı nisbetinde Rabbine yakındır.

Mûsâ Efendi -rahmetullâhi aleyh- şöyle buyururdu:

“Cenâb-ı Hakk’ın, bir kuluna en büyük nîmetlerinden biri, o kuluna aczini bildirmesidir. Bu mâneviyat yolunda kazandığım belki de en büyük nîmet, hatâlarımı görmem oldu. Rabbime karşı müflisliğimi idrâk ettim. Böylece kimsenin hatâsını görmeye ve onunla uğraşmaya tâkatim kalmadı. Hamd olsun, bütün bunların şükrü içindeyim…”

Bir kul, merhameti ve ahlâkı nisbetinde Rabbine yakındır. Rabbine yakınbir kul da:

“Beni Rabbim terbiye etti ve terbiyemi ne güzel kıldı.” (Süyûtî, Câmiu’s-Sağîr, I, 12) hadîs-i şerîfinin sırrına mazhar olur. Yâni Cenâb-ı Hakk’ın ahlâkıyla ahlâklanır ki, bundan daha şerefli ve fazîletli hiçbir şey olamaz.

Bütün hatâlar, nisyanlar, bocalamalar; zikirden gâfil olduğumuz, yâni Rabbimizi unuttuğumuz anlarda husûle gelir. Zikrin mânevî hâlini devam ettirenlerde dünya kederi, üzüntüsü, hattâ lüzûmundan fazla dünyevî neş’e dahî
bulunmaz. Dâimî huzur, sehâvet ve mahlûkâta şefkatli olmak, o boşluğun yerini doldurur. Yâni sevgi, dâimâ sevgi… Allâh Teâlâ Hazretleri, kendisini seven kulunu muhabbet deryâsına daldırır. Artık o kimse Cenâb-ı Hakk’ın sevdirdiği nisbette sevilmeye lâyık olanları sever.

AKILLI KİŞİ KİMİDİR?

Akıllı kişinin, Cenâb-ı Hakk’ın ilâhî azametini ve kendisine lutfettiği dünyevî ve uhrevî nimetleri düşündükçe tevâzuu, alçak gönüllülüğü artar. Herkesi derecelerine göre sever. Haklı bile olsa kimse ile çekişmez.

Diğer taraftan akıllı kişi, hayâtın muvakkat yâni geçici olduğunu bilir. Böylece Mevlâsının rızâsını düşünür. Dolayısıyla daha dünyada iken, kalbindeki zulmet ve sıkıntı hâlleri huzûr ve sürûra inkılâb eder. Hülâsa dünyada iken cennet hayâtına girmiş olur.

Bir insan mensub olduğu cemiyete, rızâ-yı ilâhî için güzelce hizmet etmeyi pek kıymetli bir vazife bilmelidir. Bir cemiyetin hayâtına, intizâmına, refahına hizmet eden kimse, o cemiyet içinde pek kıymetli bir varlık sahibi demektir. inâenaleyh onun ecir ve mükâfâtı da o nisbette büyüktür.

Hadis-i şerifte:
“Bir kavme hizmet eden kimse, (ecir ve mükâfâta nâiliyet itibâriyle) onların en büyüğüdür.” (Deylemî, Müsned, II, 324) buyrulmaktadır.

Birçok kimseler, ibâdet ve tâate çokça yöneldikleri hâlde, Cenâb-ı Hakk’ın sıfatı olan “settâru’l-uyûb”, yâni ayıpları örtücülük ve kusurları affedicilik hasletine lâkayd kalıyorlar. Bu sebeple de tam istenildiği gibi terakkî edemiyorlar.
Hâlbuki bağışlamak ve kusur örtmek, güzel ahlâkın en ehemmiyetlilerinden biridir. Allâh Teâlâ biz kullarının sayısız kusur ve hatâlarını örtüp affettiği gibi, biz de affedici olmalıyız. Zirâ Allâh sevgisine sâhip olanlar, affetmeyi bilirler. Affedelim ki inşâallâh affolunuruz.

Rahatlığın ve ferahlığın yegâne anahtarı teslîmiyettir. Yâni ilâhî taksîme râzı olup helâle ve harama dikkat etmektir.

SÂLİKLER KİMLERDİR?

Sâlikler kısım kısımdır. Bir kısmı îtiyad hâline getirdiği evrâdını yapar ve karşılığında şüphesiz mükâfât verilir. Diğer bir kısım ise evrâdını yapmakla beraber dâimî olarak Cenâb-ı Hakk’ın huzûr-i ilâhîsinde bulunduğunu idrâk eder. Kur’ân-ı Kerîm’in ahkâmına riâyetkâr olur, kazâ ve kader hükümleri karşısında Hakk’a teslîmiyet gösterir. Onun her hareketi Hakk’ın rızâsına muvâfık düşer. Onun da kalb ve ruh âlemi buna göre değerlendirilir. Ne var ki bu zümre azdır, hattâ azın da azıdır.

Bütün hüner, bu dünya hengâmesinde ve binbir türlü meşgale içinde Hak Teâlâ ile beraber olabilmektir. Bu öyle hoş bir hâldir ki, Cenâb-ı Hakk’ın kuluna bir hediyesidir. Bu pek ulvî vazifeyi teemmül edebilirsek, dünyanın gel-geç
oyuncaklarına aldanmaktan da kurtuluruz.

Cenâb-ı Hakk’ın, bir kuluna en büyük nîmetlerinden biri, o kuluna aczini bildirmesidir. Bu mâneviyat yolunda kazandığım belki de en büyük nîmet, hatâlarımı görmem oldu. Rabbime karşı müflisliğimi idrâk ettim. Böylece
kimsenin hatâsını görmeye ve onunla uğraşmaya tâkatim kalmadı. Hamdolsun, bütün bunların şükrü içindeyim…”

*****

Bütün bu muhabbet, merhamet ve istikâmet dolu îkaz ve nasihatler, onun “ihsân” kıvamındaki hayâtından bizlere akseden feyiz damlacıklarıdır. Rahmetullâhi aleyh.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Gönül Bahçesinden Son Nefes, Erkam Yayınları

PAYLAŞ.

Bir yorum bırak

Önceki yazıyı okuyun:
PEYGAMBERİMİZİN ETKİLİ EĞİTİMİ

Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) ashab-ı kirama söyleyerek yaptıramadığını bizzat uygulayarak yaptırması, en etkili eğitim yöntemini bize göstermiş oluyor. Yapmak çoğu zaman...

Kapat