FİTNE VE ADAM ÖLDÜRMENİN GÜNAHI NEDİR?

0

Kabil’in kardeşi Habil’i öldürmesiyle başlayan fitnelerin ve adam öldürme hâdiselerinin çoğalması kıyamet alâmeti olarak zikredilir. Peki neden?

İslâm beldelerinde fitneler, Hazret-i Osman’ın hilâfeti zamanında başlamıştır. Ancak her devirde bunun tezâhürleri farklı farklı olmuştur. Yani bu fitnelerin hepsinin aynı zamanda olması gerekmez. Bunlar kıyâmete kadar farklı zamanlarda ve farklı şekillerde gerçekleşecektir.

Nitekim bir gün Resûlullah:

“Öyle bir zaman gelecek ki okumaya meraklı kurrâ çoğalacak; fakihler (dîni anlayıp yaşayan âlimler) ise azalacak ve bu sûretle ilim çekilip alınacak ve herc (kargaşa ve anarşi) çoğalacak!” buyurmuşlardı.

Ashâb-ı kirâm:

“–Herc nedir ey Allâh’ın Resûlü?” diye sorunca şöyle buyurdular:

“–Birbirinizi öldürmenizdir.

Daha sonra öyle bir zaman gelecek ki insanlar Kur’ân okuyacaklar, okudukları boğazlarından aşağıya geçmeyecek (yani kalplerine tesir etmeyip tatbikāta geçirilmeyecek).

Ondan sonra öyle bir zaman gelecek ki münâfık, kâfir ve müşrik, mü’minle Allah hakkında mü’minin söylediği sözler gibisini söyleyerek tartışacak!” (Hâkim, Müstedrek, IV, 504/8412. Krş. Buhârî, İlim, 24)

Nitekim günümüzde takvâdan uzak yaşadığı hâlde, Kur’ân ve Sünnet’i kendi nâkıs aklıyla yorumlayan, dinde reforma yeltenen, âlim etiketli modernist ve tarihselci birtakım ilâhiyatçıların; güyâ İslâm adına müslümanlarla mücâdele içinde bulunan tekfircilerin ve yine dînin dosdoğru yolunu zaafa uğratan câhil sofuların bir hayli çoğalmış olması da, bu nebevî ifâdeleri te’yid etmektedir.

Şâirin; “Dahleden dînimize bâri müselmân olsa.” mısraını hatırlatan bu nevî tehlikelere karşı müteyakkız ve firâsetli olmak, meydanı din tâcirlerine ve İslâm tahrifçilerine bırakmamak gerekir.

Resûlullah’ın bu hususta Abdullah bin Ömer’e yaptığı îkaz, hepimiz için mühim bir istikâmet ölçüsüdür:

“Ey İbn-i Ömer! Dînine iyi sarıl, dînine iyi sarıl! Zira o senin hem etin, hem kanındır. Dînini kimden öğrendiğine iyi dikkat et! Dînî ilimleri ve hükümleri, istikâmet ehli âlimlerden al, sağa-sola meyledenlerden alma!”[1]

FİTNE NEDEN ÇIKAR?

Bir toplumda dinî ilimler zayıflayınca, orada huzursuzluk ve fitnelerin artması tabiîdir. İnsanların gittikçe bencil, egoist ve menfaatperest hâle gelmesi, iyilik duygularının iyice körelmesine ve her fırsatta kötülüğe meylin artmasına yol açar. Bu da toplumu fitne kazanı hâline getirir, hiç kimsede huzur ve emniyet bırakmaz.

Bir gün Resûlullah:

“–Nefsimi kudret elinde tutan Allâh’a yemin olsun, insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, kâtil niçin öldürdüğünü, maktûl de niçin öldürüldüğünü bilemeyecek.” buyurmuşlardı. (Müslim, Fiten, 55)

Ashâb-ı kirâm:

“–Bu nasıl olur?” diye sorduklarında Allah Resûlü:

“–Bu, herc (fitne, kargaşa ve anarşi)dir! Öldüren de ölen de ateştedir!” cevâbını verdiler. (Müslim, Fiten, 56)

Bugünkü Sûriye başta olmak üzere terör ve anarşinin hâkim olduğu her yerdeki umûmî manzara, bu hakîkati akla getirmektedir. Çoğu zaman perde ardındaki güç odakları tarafından sevk ve idare edilen terör grupları, kime hizmet ettiklerini dahî bilmeden kan döküyor, öldüren niçin öldürdüğünü, ölen niçin öldürüldüğünü bilmiyor.

Yine Resûlullah şöyle buyurmuşlardır:

“Canımı kudretiyle elinde tutan Allâh’a yemin ederim ki, bir adam bir kabrin yanından geçerken kendini o kabrin üzerine atıp; «Âh! Keşke şu kabirde yatanın yerinde ben olsaydım!» diye kendini yerden yere vurmadıkça dünya hayatı son bulmayacaktır. O kimse dindarlığı sebebiyle değil, başına gelen belâlar yüzünden böyle davranacaktır.” (Buhârî, Fiten, 22; Müslim, Fiten, 54)

Öyle anlaşılıyor ki, kıyâmetin kopmasından önceki bir zamanda hayat, insanlar için bir azap olacak, insanı canından bezdirerek yaşadığına bin pişman edecektir. O günlerde can o kadar ucuzlayacak ki, kâtil niçin öldürdüğünü, maktûl de niçin öldürüldüğünü bilemeyecektir. Din ve îmanla alâkası olmayan kimseler bile dünyadan nefret edip ölmeyi arzu edeceklerdir.

Böyle bir vasatta hayra yönelmek ve sâlih ameller işleyebilmek de gâyet zordur. Bu sebeple o zor günler gelmeden önce huzurlu ve rahat zamanların kıymetini bilip bu fırsat demlerini ebedî saâdet sermayesi hâline getirmeye gayret etmek lâzımdır.

Nitekim Resûlullah şu îkazda bulunmuşlardır:

“Karanlık geceler gibi birtakım fitneler ortalığı kaplamadan evvel, sâlih ameller işlemekte acele ediniz! Öyle zamanlar geldiğinde insan, sabah mü’min iken akşama kâfir olarak çıkar; akşam mü’min iken sabaha kâfir olarak çıkar. Dînini küçük bir dünyalığa satar.” (Müslim, Îmân, 186)[2]

“…İşte öyle zamanda dînine sıkıca sarılan kişi, elinde kor ateş (veya diken) tutan kimse gibidir.” (Ahmed, II, 390)[3]

Böyle zamanlarda zayıf karakterli insanlar, Kitap ve Sünnet’e îtibâr etmeyerek kendi kıt akıllarınca hareket edecek, âyet ve hadisleri açıklarken de dâimâ dünyevî menfaatlerini ön plânda tutacaklardır.

Resûl-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Allâh’ın sâlih kulları birbiri ardından âhirete göçer; geride arpa ve hurmanın döküntüleri gibi değersiz kimseler kalır. Allah Teâlâ da onlara hiç ehemmiyet vermez.” (Buhârî, Rikāk, 9)[4]

Dipnotlar:

[1] Hatîb el-Bağdâdî, el-Kifâye fî İlmi’r-Rivâye, el-Medînetü’l-Münevvere, el-Mektebetü’l-İlmiyye, s. 121.

[2] Ayrıca bkz. Tirmizî, Fiten 30, Zühd 3; İbn-i Mâce, İkāme, 78; Ahmed, II, 303, 372, 523.

[3] Ayrıca bkz. Müslim, Îman, 186; Tirmizî, Fiten, 30/2196.

[4] Ayrıca bkz. Dârimî, Rikāk, 11.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Ebediyet Yolculuğu, Erkam Yayınları

KIYAMET NEDİR KISACA?

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
ARABA KULLANIRKEN KUR’AN DİNLEMEK CAİZ Mİ?

Dr. Ahmet Hamdi Yıldırım, “Arabada Kur’an-ı Kerim dinlemek caiz mi?” sorusunu cevaplıyor. https://www.youtube.com/watch?v=oc_hbxMribI

Kapat