FİRAVUNA YAPILAN TEBLİĞ

1

Hz.Mûsâ (a.s) Peygamberlik vazifesini aldıktan sonra Firavuna giderek ona Allah’ın varlığını ve birliğini kabul etmesini tebliğ ediyor. Bu tebliğe karşı Firavunun verdiği tepki ve kıssa olarak geçen olay…

“Firavun: «–Rabbiniz de kimmiş, ey Mûsâ?!» dedi.” (Tâhâ, 49)

“Firavun: «–Âlemlerin Rabbi de nedir?» dedi.” (eş-Şuarâ, 23)

“O da: «–Bizim Rabbimiz, her şeye hilkatini (varlık ve özelliğini) veren, sonra da doğru yolu gösterendir.» dedi.” (Tâhâ, 50)

Sonra:

“Mûsâ dedi ki: «–Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız, (îtirâf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir.»” (eş-Şuarâ, 24)

“Firavun:

«–Öyle ise, önceki milletlerin hâli ne olacak?» dedi.

Mûsâ:

«–Onlar hakkındaki bilgi, Rabbimin yanında bir kitapta yazılıdır. Rabbim, ne yanılır, ne de unutur! O (Allâh), yeri sizin için beşik yapan ve onda size yollar açan, gökten de su indirendir.» dedi.” (Tâhâ, 51-53)

(Firavun) etrafında bulunanlara:

«–İşitiyor musunuz?» dedi.

Mûsâ (sözüne devâm ederek) dedi ki:

«–O, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbidir.»

(Tanrı olduğunu iddiâ eden) Firavun (bu sözlere sinirlendi):

«–Size gönderilen bu elçiniz, mutlakâ delidir!» dedi.

Mûsâ da şöyle dedi:

«–Şâyet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki) O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir.»” (eş-Şuarâ, 25-28)

Firavun, bunun üzerine Hazret-i Mûsâ ve Hârûn -aleyhimesselâm-’ı işkenceli bir ölüm çeşidi olan hapisle tehdîd etti:

“Firavun:

«–Benden başkasını ilâh edinirsen, and olsun ki Sen’i zindanlıklardan ederim!» dedi.

Mûsâ:

«–Sana apaçık bir mûcize getirmiş olsam da mı?» dedi.

(Bu defâ) Firavun:

«–Doğru söyleyenlerden isen, haydi getir onu!» diye karşılık verdi.

Bunun üzerine Mûsâ, asâsını atıverdi; bir de ne görsünler, asâ büyük bir yılan (oluvermiş)!” (eş-Şuarâ, 29-32)

Tanrı olduğunu iddiâ eden Firavun, gördükleri karşısında korku ve dehşete kapıldı:

“–Ne olur onu tut; bütün Benî İsrâîl’i serbest bırakacağım!” dedi.

Mûsâ -aleyhisselâm- da asâyı eline aldı. O, yeniden eski şekline döndü.

Firavun sordu:

“–Başka var mı?”

Mûsâ -aleyhisselâm-:

“Elini de (koynuna sokup) çıkardı; o da seyredenlere bembeyaz görünen (gözleri kamaştıran bir nûr) oluverdi!” (eş-Şuarâ, 33)

Firavun yine korktu. Bu mûcizelerden sonra neredeyse Mûsâ -aleyhisselâm-’a îmân edecekti. Fakat vezîri Hâmân, buna mânî oldu. Onu tahrîk etti:

“–Sen tanrısın! Sana başkasına kulluk yapmak yakışmaz! Hem herkes seni tanrı biliyor; sen tanrılıktan kulluğa inme; biz buna bir çâre buluruz!” dedi.

Alelacele 500 kişilik bir hey’et kuruldu ve toplantı yapıldı:

“Firavun, çevresindeki ileri gelenlere (Hazret-i Mûsâ’yı kastederek):

«–Bu, doğrusu çok bilgili bir sihirbaz! Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?» dedi.” (eş-Şuarâ, 34-35)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Nebiler Silsilesi-2, Erkam Yayınları

Paylaş.

1 Yorum

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
GENÇLERE YAPILACAK EN FAZİLETLİ HİZMET

Genç nesle yapılacak hizmetin en faziletlisi ise; onları gerçek sevginin ve saygının kaynağı Âlemlerin Rabbi ve Kutlu Elçisi ile tanıştırmaktır. ...

Kapat