FAKİRİ DOYURMANIN FAZİLETİ

0

Allah Teâlâ, “ebrâr”dan olan kullarını methederken, mallarını ihtiyaç sâhiplerine, güçsüz ve âciz kimselere vermek ve onların yardımına koşmakla vasıflandırmıştır.

AÇLARI DOYURMAK VE SUSUZLARA SU VERMEK

Allâh’a kulluk için yaratılan insanın en mühim bedenî ihtiyâcı gıdâdır. İnsanoğlu bu ihtiyâcını karşılayamadığı takdirde, hayâtiyetini sürdüremez, dolayısıyla var oluş gâyesi olan kulluğu da îfâ edemez. Bu sebeple açları doyurmak ve susuzlara su vermek, en hayâtî hizmetlerden biridir. Zâten İslâm âlimleri de; “İhsan ve ikrâmın en kıymetlisi, yemek yedirmektir. Zîrâ insanın maddî yapısı, yemek ile kâimdir ve hayat da yemek ile devâm eder.” demişlerdir.

Allah Teâlâ, “ebrâr”dan olan kullarını methederken, mallarını ihtiyaç sâhiplerine, güçsüz ve âciz kimselere vermek ve onların yardımına koşmakla vasıflandırmıştır.

Yâni bu ictimâî ibâdetlerde derin bir ilâhî sır mevcuttur. Kureyş Kavmi’ne nîmetlerini hatırlatan Allah Teâlâ:

“Onlar, kendilerini açken doyuran ve her çeşit korkudan emin kılan şu evin Rabbine kulluk etsinler.” (Kureyş, 3-4) buyurarak bunun ehemmiyetine işâret etmektedir.

BÜYÜK ECİR

Cenâb-ı Hak, mahlûkâtı yedirip içirdiğini, kendisinin ise böyle bir şeye ihtiyaç duymadığını bildirerek “doyurmak” fiilini kendisine izâfe etmiştir.[1] O hâlde insan açları doyurmak ve susuzlara su ikrâm etmek sûretiyle, hem büyük bir ecir almış, hem de ilâhî ahlâk ile ahlâklanmış olmaktadır.

Allah Teâlâ, kullarını bu ulvî haslete teşvik ederek kesilen kurbanlar hakkında şöyle buyurur:

“…Artık ondan hem kendiniz yeyin, hem de yoksula, fakire yedirin.” (el-Hac, 28)

“…Onlardan hem kendiniz yeyin, hem de ihtiyacını gizleyen ve gizlemeyen fakirlere yedirin.” (el-Hac, 36)

ZIHAR KEFARETİ

Bâzı şer’î cezâlar da fakirlerin doyrulmasına yönelik konulmuştur. Meselâ yemin kefâreti, on yoksulu;[2] zıhar kefâreti de altmış yoksulu doyurmaktır.[3] İhramlıyken av hayvanını öldüren kimse, cezâ olarak fakirleri doyurur,[4] oruç tutmaya güç yetiremeyen kimse de buna karşılık yine bir fakiri doyuracak kadar fidye verir.[5]

Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurur:

“Hastayı ziyâret edin, aç olanı doyurun, esiri kurtarın!” (Buhârî, Cihâd 171, Et’ime 1, Nikâh 71, Merdâ 4)

AÇLARI DOYURMANIN FAZİLETİ

Hâsılı, açları doyurmak fazîletli bir ameldir. Peygamber Efendimiz:

“Ey insanlar! Birbirinize selâm veriniz, yemek yediriniz, insanlar uyurken geceleyin namaz kılınız. Böyle yaparsanız selâmetle Cennete girersiniz.” buyurmuştur. (Tirmizî, Et`ime 45, Kıyâmet 42; İbn-i Mâce, İkâmet 174, Et`ime 1)

Yine Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm- içinde yemek yenen ve misâfire ikrâm edilen evin, hayır, bolluk ve bereket içinde olacağını bildirmiştir. (İbn-i Mâce, Et’ime, 55)

[1] Bkz. el-En’âm, 14.

[2] Bkz. el-Mâide, 89.

[3] Bkz. el-Mücâdele, 4.

[4] Bkz. el-Mâide, 95.

[5] Bkz. el-Bakara, 184.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 2, Erkam Yayınları

YEMİN BOZMANIN KEFARETİ

YEMİN BOZMANIN KEFARETİ

PAYLAŞ.

Bir yorum bırak

Önceki yazıyı okuyun:
DİNİMİZDE EŞLERİN BİRBİRİNE KARŞI GÖREVLERİ

Âile reisi erkek olmakla birlikte bu müessesenin işleyişinde ve muhafazasında kadının da bir kısım vazifeleri vardır. Zira yuva müşterektir ve...

Kapat