Evlerde Hazırlanan Konserve Tüketimine Dikkat!

Evlerinizde bilinçsiz hazırladığınız konserveler, ölümcül bir zehirlenme türü olan botulismus hastalığına neden olabilir.

Yaz mevsiminin gelmesiyle evlerde yaygınlaşan bilinçsiz konserve üretimi, ölümcül bir zehirlenme olan botulismus hastalığına davetiye çıkarıyor.

İlkbaharın ardından yaz mevsiminin gelmesiyle, konserve sezonu tam anlamıyla açıldı. Mevsimlik meyve ve sebzelerini, koruyucu madde içermeden mevsim dışında da tüketmek isteyen vatandaşlar, geleneksel yöntemlerle kendi konservelerini kendileri yapıyor. Bilinçsiz hazırlanan konserveler ise, ölümcül bir zehirlenme türü olan botulismus hastalığına neden oluyor.

KONSERVE KAPAKLARINI HER YIL YENİLEYİN

Matematik Öğretmeni Gökçen Demir Ekinci, mevsiminde aldıkları sebzeleri konserve yapmadan önce bir süre az miktarda kaya tuzu kullanarak tencerede kaynattığını söyledi. Cam kavanozu kapatmak için kullandığı kapağı da konservenin hava almaması için her yıl yenilediğini anlatan Ekinci, "Kavanozumuzu kaynar şekilde doldurduktan sonra kapağı önce 2 defa tersine çeviriyoruz daha sonra normal yöne, hava almayacak şekilde iyice sıkıyoruz. Daha sonra konservemizi ters çevirip bir süre bekletiyoruz. Konservemizin kapağı içine çekiliyor. Soğuduktan sonra karanlık bir yerde bekletiyoruz. Bilinçsiz konserve yapımının daha önce zehirlenmelere sebep olduğunu duymuştum. O yüzden yaparken de çok dikkatli oluyorum. Açarken de bozulma var mı diye dikkatli kullanıyorum. Ayrıca, açtıktan sonra konserveyi pişiriyorum. Pişireceğim yemeklerde kullanıyorum" şeklinde konuştu.

MUTLAKA CAM KAVANOZ VE YENİ KAPAK

Dr. Aslıhan Giray Öztüfekçi ise botulismus hastalığına neden olan etkenin 'clostridium botulinum' adlı bakterinin meydana getirdiği toksin olduğunu kaydetti. Evde konserve hazırlarken mutlaka cam kavanoz ve yeni kapaklar kullanılması gerektiğine dikkat çeken Dr. Öztüfekçi, kavanoz ve kapakların 15-20 dakika kaynatılarak steril hale getirilmesi gerektiğini ifade etti. Konserve yapılacak meyve ve domates gibi gıdaların da 15-20 dakika kaynatılması gerektiğini vurgulayan Dr. Öztüfekçi, et ve sebze gibi besinlerin, 120 derece gibi yüksek ısıda, düdüklü tencerede, 20-25 dakika kaynatılması gerektiğini dile getirdi.

YEMEDEN ÖNCE 10 DAKİKA KAYNATIN

Marketlerden konserve alırken dikkat edilecek konuları açıklayan Dr. Aslıhan Giray Öztüfekçi,"En önemli, dikkat etmemiz gereken şey; kapağına bakmamız lazım. Kabarma, bombeleşme varsa bu clostridium botulinum adlı bakterinin üretildiğini gösterir ve asla tüketmemeliyiz. Kapak eğer sızdırmışsa, küflenme varsa kesinlikle bu konservenin de tadına bile bakmamalıyız. Kapağı açtığımızda renginde, kokusunda, değişiklik varsa bu konserveyi de tüketmemeliyiz. Ayrıca bu toksini inaktive etmek için yemeden önce 10 dakika kaynatmalıyız. Üretim tarihine, son tüketim tarihine bakmalı, gerekli izinlerin alınıp alınmadığını kontrol etmeliyiz. Kapağındaki küflenme, ambalajında ezilme gibi değişiklikler varsa bunları da kullanmamalıyız" diye konuştu.

BELİRTİLER 12- 72 SAAT ARASINDA GÖRÜLÜYOR

Dr. Öztüfekçi, hastalığın belirtilerini ve yapılması gerekenler hakkında şöyle konuştu: "Hasta konserveyi yedikten 12 ila 72 saat sonra bulantı kusma, karın ağrısı, çift görme, görme bozukluğu, kaslarda güçsüzlük meydana geliyor. Zamanında tedavi edilmezse solunum yetmezliği ve ölüm gelişebiliyor. Bu tarz konserve yiyen hastalarda bu semptomlar geliştiğinde en yakın hastaneye ulaştırmak gerekiyor."

Kaynak: İHA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.