Ermenilerin Yaptığı Katliam 18 Kitabeyle Anlatılacak

Rus işgalinde kaldığı 40 yıllık süre içinde nüfusunun yüzde 80'i Ermeniler tarafından sürgün ve katliam yoluyla uzaklaştırılan Ardahan'da, 18 noktada araştırma yapıldı.

Rus işgalinde kaldığı 40 yıllık süre içinde nüfusunun yüzde 80'i Ermeniler tarafından göç, sürgün ve katliam yoluyla uzaklaştırılan Ardahan'da, katliam yerleri olarak bilinen 18 noktada araştırma yapılacak, bu noktalara birer kitabe ile anıt dikilecek.

Ardahan Üniversitesi (ARÜ) Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Yar. Doç. Levent Küçük, Ardahan ve Kars'da 1877-1917 tarihleri arasında 40 senelik Rus esareti yaşandığını, bu esarette nüfusun yüzde 80'i Ermeniler tarafından göç, sürgün ve katliam yoluyla bölgeden uzaklaştırıldığını hatırlattı.

Ardahan kent merkezinde bilinen 18 katliam noktasının belirlenerek bu noktalara anıt ve kitabeler dikilmesi için çalışma başlatacaklarını aktaran Küçük, söz konusu araştırmanın Ardahan'da 1915 olaylarına ilişkin özellikle Ermenilerin bölgedeki faaliyetleri, Müslümanlara yönelik kıyımları konu alan bir araştırma olacağını vurguladı.

Küçük, şunları söyledi:

"O dönem Müslümanlara yönelik büyük katliamlar yapılıyor. Bu da savunmasız sivil halk üzerinde oluyor. Bunların bir örneği Halil Efendi Mahallesi'ndeki Yanık Camiî'dir. Ancak böyle mekanlardan Ardahan merkezde 18 yer var. Bunların bizzat keşfini bir dönemler burada yaşamışların, olayın tanıklarının çocukları ile yapacağız. Çalışma jeofizik yöntemlerle yapılacak. Buraların koordinatlarının belirlenmesi ve buralara birer anıt, kitabe dikilmesi, alanın, kemiklerin bulunduğu noktanın büyüklüğü ve derinliği ile ilgili bilgiler içerecek."

ÇALIŞMALAR NİSANDA BAŞLAYACAK

Çalışmaya Nisan ayında başlamayı planladıklarını belirten Küçük, Ardahan Valisi Ahmet Deniz'den de destek alacaklarını ifade etti.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.