ENANİYET NE DEMEK?

0

Enani­yet: Ben­lik, ben­cil­lik, hod­gam­lık, ego­ist­lik anlamlarına gelir.

ENANİYET KELİMESİNE ÖRNEKLER

Canlı ve cansız varlıkların müşterek sıfatlarına mukâbil, aralarında farklılık ve zıtlıkların bulunması da, ilâhî tâyine dayanan bir keyfiyettir. Bu gözle bakıldığında zıt kutuplar, fizikî âlemde birbirlerini elektrik gibi çektikleri hâlde, canlılar âleminde tam tersine bir mâhiyet arz ederler. Yâni rûh sahibi olan varlıklar, zıtlarıyla değil, benzerleriyle ülfet edip bütünleşmek isterler. Varlığın aslının tek olmasından doğan aynîleşme temâyülü, bu âlemde vahdete doğru kudret akışının bir tezâhürüdür. Ancak, cansızlar âleminde zıtların birbirine celb edilip çekilmesine mukâbil, canlılar âleminde bu durumun tersine tecellî etmesi, canlılardaki “benlik”, enâniyet (egoizm) duygusundan doğar.

*****

İslâm’ın küfre karşı ilk büyük darbesi olan Bedir zaferinden sonra, mü’minlerin kalbinde bir enâniyet duygusu meydana gelmemesi için Cenâb-ı Hak şöyle buyurdu:

“(Ey Rasûlüm! O gün) onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da Sen atmadın, fakat Allah attı. Ve bunu, mü’minleri güzel bir imtihanla denemek için (yaptı). Şüphesiz Allah, işitendir, bilendir.” (el-Enfâl,17)

*****

Nitekim Allah Rasûlü (s.a.v) herhangi bir nîmet veya zafere ulaştığında; ‘‘Allâh’ım! Gerçek hayat, sadece âhiret hayatıdır.’’ buyurarak kalplerin dünyaya meyletmesinin, yahut da gurur ve enâniyete kapılmasının yolunu kapatmışlardır. Buna mukâbil herhangi bir ezâ, cefâ ve çileyle karşılaştıklarında da yine; ‘‘Allâh’ım! Gerçek hayat, sadece âhiret hayatıdır.’’ buyurmuş, böylece mü’min gönülleri, fânî sıkıntılar sebebiyle ümitsizlik, şikâyet ve aşırı hüzne gark olarak rızâ hâlini zedelemekten sakındırmışlardır. Neticede ümmetine, her hâlükârda huzur, sükûn ve denge içinde kalabilmenin mânevî reçetesini vermişlerdir.

Paylaş.

Yorumlar