Emine Hatip; Sınırların Engel Olamadığı Anne

Suriye'deki savaşın vurduğu yaşamların hayat hikayeleri tüm zorluklara rağmen devam ediyor. İşte onlardan bir tanesi; 4 engelli çocuğuyla beraber yaşamaya çalışan anne Emine Hatip'in hikayesi...

ENGELLİ 5 ÇOCUĞUNU SIRTINDA TAŞIYARAK SINIRI GEÇTİ

Ülkesindeki iç savaştan kaçan Suriyeli anne Emine Hatip, doğuştan engelli 5 oğlunu, sırtında taşıyarak sınırı geçti. Suriyeli annenin, bir çocuğu da vefat etti.

Suriyeli Hatip ailesi, doğuştan engelli çocukları Menan (29), Mustafa (27), Ahmet (24), Ahmec (20) ve Enver (33) ile yaklaşık 2 yıl önce Halep'ten kaçarak Türkiye'ye zorunlu göç etti.

Anne Emine Hatip, bedensel ve zihinsel engelli 5 oğlunu, Suriye sınırında sırtında taşıyarak Reyhanlı tarafına geçirdi. İlçede kiraladıkları eve yerleşen ve hayırseverlerin desteği ile hayat mücadelesi veren Hatip ailesi, bir süre önce vefat eden Enver'in üzüntüsünü yaşıyor.

HAYIRSEVERLERİN YARDIMI SAYESİNDE HAYATTA TUTUNUYORUZ

Ülkelerinde savaştan dolayı topraklarını terketmek zorunda kaldıklarını ve bunun acısını yaşadıklarını ifade eden anne Emine, "Halep'teki çatışmalar nedeniyle kaçmak zorunda kaldık. Sınıra kadar araçla geldik ancak çocuklarımı tek tek sırtımda taşıyarak sınırı geçtik.

Türkiye'ye ulaştıktan sonra çocuklarımla rahat bir nefes aldık. Doğuştan engelli çocuklarım bebek gibi. Tüm ihtiyaçlarını ben gideriyorum. Hayırseverlerin yardımı sayesinde hayata tutunuyoruz" sözleriyle üzüntüsünü ifade etti.

"SURİYELİ KARDEŞLERİMİZE YARDIM ETMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ"

Engelli çocukları için mama ve bebek bezine ihtiyaç duyduğunu dile getiren Hatip, kendilerine yardım eli uzatan hayırseverlere teşekkür etti. Ayrıca İyilik Eğitim ve Yardımlaşma Derneği, Hatip ailesine belirli periyotta gıda ve para yardımı yaparak acılarını ve yüklerini bir nebze olsa hafifletmeye çalışıyor.

Derneğin Reyhanlı temsilcisi Şehabettin Saraç, Suriyeli engelli çocukların bakım masraflarını üstlendiklerini, aileyi her ay ziyaret ederek destek olduklarını söyledi. Saraç, konuyla ilgili olarak sözlerinde "Savaştan kaçarak Reyhanlı'ya gelen ihtiyaç sahibi ailelerin yanında oluyoruz. Hatip ailesi başta olmak üzere Suriyeli kardeşlerimize yardım etmeyi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.