'dünyayı Kurtaran Kız'ın Hikayesi

Genç Dergisi yazarı Ayşegül Genç, “Dünyayı Kurtaran Kız” kitabında vicdanı ahret inancına odaklayan, dünyayı kurtarma fikrinden ödün vermeyen kızların hikayesini anlatıyor.

Bu dünyaya katlanabilmek adınadır tüm yazma çaba­ları. Var olmanın dinmek bilmek sancısı ile dünyada oyalanmanın ıstırabını sinemizin ortasında birleştirip hakikate doğru bir adım atabilmek adınadır yazdığı­mız her ne varsa. Bu kitap, vicdanı ahret inancına, ‘İslam ve kadın’ resmini ‘İslam ve insan’ çerçevesine genişletme ça­basıdır.

Tüm haksızlıkları sadece insan ile çözümlemeye çalışanlara, yeryüzünün vekili değil de sahibi gibi davrananlara ve özgür­lük kavramının içini boşaltanlara hakikatin engin ve kuşatıcı halini duyurabilmek derdindedir. ‘Birey’ üzerinden toplumun İslami algı ve yorumlarının izlenmesine olanak sağlayacaktır.

Kaskatı bir mahiyete bürünen sözün; canlılığını ve hareketli­liğini yitirerek basit bir nesne haline getirilen duyguların; de­ğişmeyen maskelerin ve aldatıcı suretlerin arasında; kendine özgü, kendi koşullarının bilincinde, yeni sorular sorarak yata­ğını doldurmaya çalışan cılız bir ırmaktır bu kitap.

Beş duyu organı olduğu halde insan neden bu kadar duyarsız? Kendinden feragat eden insan özgürlüğe ulaşamaz mı? Takva, çevreye duyarlı olmak ve pür dikkat yaşamak değil midir? İslami değerleri canlandırmak ve buna kendi üzerimizden başlamak en büyük cihad değil midir? Kalbin kararması, taş­laşması aşktan uzak düştüğü için değil midir? Dünyadaki her eksikliği ve kusuru bizimle tamamlamayı murad eden bir dine mensupken neden bu kadar aciz ve bahaneciyiz? Neden bize emanet olarak verilenlere sahiplik iddiasında bulunuyoruz? Almakla değil vermekle imtihanda olduğumuzu ne zaman kavrayacağız?

Elinizdeki kitap tüm bu soruları yeniden kalbinize düşürecek ve asıl soruya akmak adına sizden refakatinizi talep edecektir. Ancak bu sayede cılız ırmaklar coşkun nehirlere dönüşür ve kuruyup buharlaşmadan maksuda ulaşmak mümkün olabilir.

Dünyayı Kurtaran Kız, Ayşegül Genç, 152 Sayfa, Genç Kitaplığı

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.