DOĞUM ORANLARINDA AZIMSANMAYACAK AZALMA!

0

Üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir tehlike ile karşı karşıyayız. Şüphesiz ki nüfus oranı, bir ülkenin gücünü belirleyen en önemli etkenlerden biri. Bir ülkenin, genç ve orta yaş grubundan oluşan ‘aktif nüfus’ oranı düştükçe, ekonomik, siyasi vb. güç unsurları da kan kaybeder.Türkiye İstatistik Kurumu’nun son verilerine göre; tarihimizde ilk defa çocukların oranı genel nüfus içinde %30’un altına düştü. 

TÜİK verilerine göre Türkiye nüfusu 2013 yılı sonu itibariyle 76 milyon 667 bin 864 iken çocuk nüfus 22 milyon 761 bin 702. “0-17” yaş grubunu içeren çocuk nüfusu, 1935 yılında toplam nüfusun %45’ini oluşturuyordu. Çocuk nüfusu 2013 yılında ise toplam nüfusun %29,7’sini oluşturuyor. Yapılan değerlendirme Türkiye’de toplam nüfusa oranla çocuk nüfus oranının ilk defa bu kadar düşük olduğu yönünde.

 DOĞUM ORANI NEDEN DÜŞÜYOR?

TÜİK’e göre kentleşme, kadının eğitim düzeyinin artması, kadının çalışma hayatına aktif katılımı vb. gelişmeler doğurganlığın azalmasına, doğumların ileri yaşlara ertelenmesine, kadın başına düşen ortalama çocuk sayısının düşmesine neden oldu. Bu değişimler, çocuk nüfusun toplam nüfus içindeki oranının azalmasına etki etti.

UZMANI DA AYNI ŞEYİ SÖYLÜYOR

Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yakup Kumtepe, doğum oranındaki düşüşü tıbbi ve sosyolojik açıdan şu şekilde değerlendiriyor: “Kadınlar iş hayatına atılıyor. ‘Biraz kariyer yapayım, sonra çocuk yaparım’ durumuna geliyor. Kadının üreme ömrü 15 yıldır. Kadınlar üreme ömrünü 40-50 yıl zannediyor. 30 yaşında evleniyor, 1-2 yıl korunuyor. Sonra çocuğu oluyor, ‘5-6 yıl bu çocukla ilgileneyim’ diyor. Yeniden çocuk istiyor, yaş oluyor 37-38. Ondan sonra doktora gidiyor. 38-39 yaş bir kadının doğurganlık için çok geç bir yaştır. İsteyenlerin ancak yüzde 10’u başarabilir. Bu iş gücü ve tıp ekonomisi açısından maddi kayıptır. Tek bir çocuk olduğu için çocuğun öz güveni olmuyor, paylaşmayı bilmiyor.” (Haber7)

VERİLER YAPILAN TESPİTLERİ DESTEKLİYOR

Studie: Kinderkriegen wird immer unattraktiverTÜİK’in “İstatistiklerle çocuk” adlı araştırmasının detayları incelendiğinde, 2013 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan il %48,8 ile Şırnak. Şırnak ilini %48 ile Şanlıurfa ve %46,3 ile Ağrı izliyor. Çocuk nüfus oranı en düşük olan ilk 3 il ise sırasıyla Tunceli (%18,2), Edirne (%19,7) ve Çanakkale (%19,9). Bu illerin sosyo-kültürel durumuna bakıldığında TÜİK’in yaptığı analizin doğru olduğu gözlemleniyor.

Çocuk nüfusun toplam nüfus içindeki oranı Avrupa Birliği üyesi ülkelerle karşılaştırıldığında, 2013 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına %29,7 ile Türkiye’nin, en düşük çocuk nüfus oranına ise %16 ile Almanya’nın sahip olduğu görüldü. Çocuk nüfus oranının Fransa’da %22,2, İngiltere’de %21,2, İsveç’te %20,2, Yunanistan’da %17,6 ve İtalya’da %16,8 olduğu görüldü.  Bu veriler gösteriyor ki doğum oranı modern Batı medeniyetinin dinamiklerine yaklaşan yerlerde azalırken, Doğu’nun geleneksel kültürünü daha çok benimseyen yerlerde artıyor.

BİZİ NASIL BİR TEHLİKE BEKLİYOR?

Şüphesiz ki nüfus oranı, bir ülkenin gücünü belirleyen en önemli etkenlerden bir tanesidir. Gücün azalması ya da artması nüfusun azalıp artmasıyla doğru orantılıdır. Bir ülkenin, genç ve orta yaş grubundan oluşan ‘aktif nüfus’ oranı düştükçe, ekonomik, siyasi vb. güç unsuru da kan kaybeder.

Dr. Yakup Kumtepe Doğum oranındaki düşüklüğün sonuçlarını şu şekilde izah ediyor:

yakup kumtepe (12)

Dr. Yakup Kumtepe

“Ülkemizin doğum oranı sanılanın aksine çok düşüktür. Ülkemizin nüfusu şu an ancak yenilenebilir durumdadır. Her iki kişiden ortalama iki çocuk oluyor. Artık nüfusumuz artmayacak. Artan nüfus yaşlı olacak. Çünkü bu ülkedeki yaş ortalaması artıyor. Bu ülkenin sorunu terör değil, ekonomi değil. Bunlar zamanı geldikçe çözülecektir. Bu ülkenin sorunu genç nüfustur. Bizim genç nüfusumuz olmayacak. Doğurganlık hızımız çok düşüyor. 2025 yılında bu ülkedeki her iki kadından birinin çocuğu olmayacak. Her iki kadından biri çocuk isteyecek ve olmayacak. Bu ülkenin çöküşü demektir. Bununla ilgili önlem alınmalı.” (Haber7)

TÜİK verilerine göre Türkiye’de çocuk nüfus oranının 2023 yılında %25,7’ye, 2050 yılında %19,1’e ve 2075 yılında %17,6’ya düşeceği tahmin ediliyor.

ACİLEN TEDBİR ALINMALI

Hükümet 2013 yılında doğum oranlarının yükselmesi için yeni bir teşvik paketi hazırlandığını belirtmişti. Dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, yaptığı basın açıklamasında,”Yaşlanan nüfus sosyal güvenlik için ciddi bir sorun teşkil etmektedir. İnsan ömrü uzuyor. Doğum oranları düşüyor. Sürdürülebilir sosyal güvenlik için tedbir alınması zorunlu. Ülke olarak düşmekte olan doğum oranlarının yükselmesi için bir teşvik paketi hazırlığı içerisinde olduğumuzu da ifade etmek istiyorum.” Demişti. Lakin yapılan açıklamanın üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen etkili adımlar hâlâ atılamadı.

HEM İŞ OLANAĞI HEM DE DOĞURGANLIK ARTTIRILMALI

Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Ali Eryurt, ilk pronatalist (doğurganlığı artırıcı) politikaların 1970’li yılların sonunda Fransa ve Finlandiya’da uygulandığını, bu ülkelerde nüfus politikalarının diğer sosyal politikalarla desteklendiğini söyledi.

meryurt

Doç. Dr. Mehmet Ali Eryurt

Fransa ve Kuzey Avrupa ülkelerinde çocuk yapmayı teşvik eden bir toplumsal sistem kurulduğunu, bu sistemle diğer Avrupa ülkelerine nazaran doğurganlık oranını arttığını anlatan Eryurt, Türkiye’nin demografik yapısını güçlendirmek ve doğurganlık hızını artırmak için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı. Bunların hem kadın istihdamını teşvik eden hem de doğurganlığı artıran tedbirler olması gerektiğine dikkati çeken Eryurt, bu konuda Fransa ve Kuzey Avrupa ülkelerinin Türkiye için referans olduğunu ifade etti. Eryurt konuyla ilgili şöyle konuştu:

“Bu ülkelerin başarısında, aile ve iş hayatını birleştiren. kadınların sosyal yaşama entegre olmalarını teşvik eden politikalar etkili oldu. Devlet sadece gündüz bakım evlerini yaygınlaştırmakla yetinmedi, bunların maliyetlerini de düşürerek çocukların bakımını kolaylaştırdı. Bu sayede, kadınların işgücüne dahil olmalarının ve çocuk yapma kararı almalarının önü açıldı.”(Sabah)

Gün geçtikçe kültür ve medeniyet ekseni modern Batı toplumlarının dinamiklerine doğru kaymaya başlayan ülkemizde, doğum oranlarının azalmasını engellemek için bir an önce gerekli tedbirlerin alınması gerekiyor.

 

 

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
SON NEFESTE İMAN

Allâhʼın kullarını hor görüp küçümsemek yasaktır. Buna mukâbil, herhangi bir kimseye de sanki Cennetlik olacağını biliyormuş gibi teminat verircesine iltifatlarda...

Kapat