Camilerin Gönüllü Bekçisi

Kayseri'de yaşayan Abdullah Özdemir, mahallesindeki iki caminin 15 yıldır gönüllü koruyuculuğunu yapıyor.

Kayseri'de Yamula Barajı'nın yapılmasıyla bir kısmı su altında kaldığı için terk edilen Taşhan Mahallesi'nde yaşayan Abdullah Özdemir, mahallesindeki biri kayadan oyma iki caminin bakımını yapıyor, ziyaretçilere gönüllü rehberlik ediyor.

Kent merkezine yaklaşık 40 kilometre uzaklıkta bulunan Kocasinan ilçesine bağlı Taşhan Mahallesi'nin bir kısmı, 2003'te Kızılırmak Nehri üzerinde Yamula Barajı'nın inşa edilmesiyle sular altında kaldı.

Köyün su altında kalmasıyla bazıları kent merkezine göç eden köylülerden bir kısmı da eski köye yaklaşık bir kilometre mesafede kurulan yeni yerleşim alanına taşındı.

Yaşadığı yeri terk etmeyen yüzde 50 fiziksel engelli 65 yaşındaki Abdullah Özdemir ise mimari yapısıyla ilginç özelliklere sahip, yaklaşık 200 yıllık geçmişi olduğu belirtilen Taşhan Kaya Camisi'nin bakımını üstlendi.

Mahallesine gelen turistlere ve ziyaretçilere caminin kapısını açan Özdemir, kayadan oyularak yapılan mabedin bakımını 15 yıldır gönüllü olarak sürdürüyor. Özdemir, mahalledeki ikinci caminin de aynı şekilde bakıcılığını yapıyor.

Abdullah Özdemir, barajın yapımıyla köylerini birçok kişinin terk ettiğini, köyde ailesi ve birkaç komşusuyla kaldıklarını söyledi.

Define avcılarının mahallesindeki camilere gelerek kazı yaptığını ve bu durumun kendisini üzdüğünü belirten Özdemir, şunları kaydetti:

"Barajın geldiğinde bu köyde yaşıyordum. Kötü niyetli vatandaşlarımız içini boşaltıyordu. Evim de camiye yakın olduğundan sorumlu kişilere haber verdim. Daha sonra caminin bakım ve tadilatını üstlendim. Temizliğini de yaparak ibadete açtım. Baraja gelen vatandaşlar ibadetlerini rahatlıkla yapıyorlar. Buraya turistler de geliyor."

Mahallelerine yol isteyen Özdemir, turistlerin bu sayede camileri daha rahat gezebileceğini ifade etti.

Mehmet Bayram da 10 sene öncesine kadar mahallede yaşadıklarını belirterek, "Bu camimiz kayadan oyma ve her yerde bulunmayan bir cami. Mimari tasarımı da bizim köylülerimize ait. Biz devamlı geliyoruz buraya, köyümüz yukarı taşınsa da buradan kopmadık." dedi.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.