CAMİ YAPTIRMANIN FAZİLETİ HAKKINDA HADİS-İ ŞERİF

0

Emîrü’l-Mü’minîn Osmân bin Affân (r.a), Rasûlullâh (s.a.v) Efendimiz’in Mescid-i Şerîf’ini yeniden binâ ettiği zaman insanların (itirâz kabîlinden) dedikoduları üzerine şöyle buyurdu:

“‒Siz bana îtirâz etmekte çok aşırı gittiniz. Hâlbuki ben Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in şöyle buyurduklarını işittim:

«Her kim Allah Teâlâ’nın rızâsını kasdederek (büyük, küçük) bir mescid binâ ederse, Allâh Teâlâ da ona Cennet’te onun gibi bir ev binâ eder».” (Buhârî, Salât, 65)

Şerh:

Câmi için ayrılan bir arsa, Allah rızâsı için vakfedilmiş olur. Artık orası, üstü ve altıyla birlikte kıyamete kadar câmi hükmündedir. Bu sebeple bir câminin arsası ve binâsı için infakta bulunmak, en büyük sadaka-i câriyedir. Kıyamete kadar orada namaz kılan, Kur’ân-ı Kerîm okuyan, zikreden ve muhtelif ibadetler yapan mü’minlerin kazandığı sevapların aynısını Cenâb-ı Hak bu hayır sâhibine de lûtfeder. O hâlde yapılabilecek en büyük hayırlar, câmi, Kur’ân Kursu ve İslâmî eğitim müesseseleri yaptırmak, bunların arsalarını vermek ve onlara destek olmaktır.

Mescid-i Nebevî’nin ilk genişletilmesi, hicretin 30. senesinde olmuştur. İtirâz edenler, Mescid’in Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz devrindeki hâl ve şekliyle binâ edilmesini, nakışlı taş ile kireç kullanılmamasını arzu ediyorlardı. Hâlbuki kerpiç duvarlar çabuk gevşiyor, hurma gövdelerinden yapılan direkler kısa zamanda çürüyor, hur­ma dallarından yapılan tavan da namaza gelenleri yağmurdan muhâfaza edemiyordu. Bu sebeple Hz. Osmân (r.a) Mescid’i iyice genişletti, duvarlarını nakışlı taşlarla ve kireçle ördü, direklerini nakışlı taşlardan, tavanını da sac ağacından yaptı. (Buhârî, Salât, 62)

Paylaş.

Yorumlar