Bugünün İhtiyacı "islam’ı Temsil Edebilmek"

Yüzakı Dergisi Nisan [2015] sayısında Hazret-i Muhammed Mustafâ Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in öğrettiği İslam'ı bugün temsil edebilme vasfını taşıyan mü'minlere sesleniyor.

Kâinâtın Fahr-i Ebedîsi buyurur:

“Bizden bir şey işitip, onu aynen işittiği gibi başkalarına ulaştıran kimsenin Allah yüzünü ağartsın, ak eylesin. Kendisine bilgi ulaştırılan nice insan vardır ki, o bilgiyi, bizzat işiten kimseden daha iyi anlar ve korur.” (Tirmizî, İlim, 7)

O’nun mesajı; evvelâ sözdür, Kelâmullah’tır, hadîs-i şeriflerdir. Onları aynen aktarmak bu kadar kıymetli.

Ancak tebliğ, sözden ziyade bir hâl transferi...yuzaki_122

Sözünü gelecek nesillere aynen nakledenler için, yüz aklığı duâsında bulunan Efendimiz; o müstesnâ hâlini, o muazzam ahlâkını, yaşadığı ve yaşattığı o zarif İslâm’ı, o muhteşem kulluğu, yani mesajını -mümkün olduğunca- aynen nakledebilene, aynen yansıtabilene, berrak bir ayna gibi temsil edebilene nasıl duâ eder?!. Bundan ne kadar memnun olur?..

Günün ihtiyacı da bu... İslâm, O’nun getirdiği din. Ama O’nun gibi yaşanmak, O’nun gibi temsil edilmek şartıyla.

Nisan; mîlâdî olarak, O’nun, İNSANLIĞIN ve ÖTELERİN EFENDİSİ Hazret-i Muhammed Mustafâ -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in doğumunun remzi ve adresi oldu. Vesile arayan âşıklara, fırsat oldu.

Bu vesileyle O anlatılıyor, O seslendiriliyor, O yazılıyor, O izleniyor... Fakat hayatlarda O temsil edilebiliyor mu?

Bu nisan, O’nu Temsil Edebilmek dosyasıyla karşınızdayız. O’nu temsil edebilsek, ümmet olarak birlik ve beraberlik içinde olurduk. Hâlbuki neredeyse iç karışıklıklarla kanamayan İslâm beldesi kalmadı.

Fitne ve fesat, câhiliyye günlerine döndü. O hâlde, biz de ashâba dönmeliyiz. Sahâbenin en fârik vasfı, O İki Cihan Güneşi’ni, tertemiz eyledikleri kalp aynalarında, berrak bir şekilde yansıtmalarıydı. Onlar otuz yıl içinde Semerkant’tan Kayravan’a koca bir coğrafyayı böyle hidâyete kavuşturdular, böyle nûra gark ettiler. Sıra bizde...

Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali EŞMELİ, ötelerin yolcusu olan insanlığın, İnsanlığın ve Ötelerin Efendisine olan ihtiyacını vurguladı:

“O emsalsiz örnekle yeniden şekillenmeye ihtiyacımız o kadar çok ki. Zira;

Yeni türeyen markalı bilgiçler, eğitimin taze dimağlarına ilim adına en tehlikeli cehâleti şırınga ediyor. Reklâmlarla yaldızlanıp yıldız gibi gösterilen reziller, temiz nesillere sadece rezâleti ve çamurlanmayı öğretiyor.”

Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi; «En Muhteşem Hidâyet Rehberi» başlıklı makaleleriyle, Fahr-i Kâinât Efendimiz’in eğitim usûllerini misallerle hulâsa ettiler. Mevlânâ Hazretleri’nden gönül dünyamıza yansıttıkları gündem ise; «Rahmete Dönüştürmek» oldu.

Dosyamızı yazarlarımız; duygu ve fikirleriyle, araştırma ve incelemeleriyle derin ve geniş bir şekilde ele aldılar. Efendimiz’in siyaset ve firâsetini anlamadan, cihâdını anlayamayacağımız vurgulandı. O’nu hakkıyla temsil edemeyişimizin, son asırlardaki yönelişlerimizle, yabancılaşmayla, batılılaşmayla alâkası vurgulandı. Dünya ve âhireti birbirinden ayırmanın, dünyevîleşmenin, tefrikanın ve ehl-i sünnet dışına savrulmaların tehlikesine dikkat çekildi. En son Fransa’da yaşanan Hazret-i Peygamber’e saldırının mâzîsi ve verilmesi gereken cevap ortaya kondu.

Kemalpaşazâde, Muhammed İkbal, Abdülhak Hâmid gibi şahsiyetler ve ABD’nin kuruluşuna giden hâdiseler tarih köşemizin dikkat çeken başlıkları...

Şiirler; yine na’t oldu, O’nu anlattı. Yaşayarak anlamaya ve anlatmaya da çağırdı.

11. yıl kampanyamız sizlerin teveccühüyle canlı bir şekilde başladı ve devam etmekte. Şimdi üç aylar bereketiyle de buluşan bir Kutlu Doğum mevsiminde, mevcut Kutlu Doğum kitaplığımıza yeni eserler de ekleyerek, sizlerin hizmetine arz ediyor, alâkanız için teşekkür ediyoruz.

Ayrrıntılı Bilgi: www.yuzaki.com.tr

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.