Bitki Çayını Uzun Süre Kullanmayın!

Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Tuğçe Fafal, adaçayı ve ıhlamur gibi bitkilerin kaynatıldığında etkili bileşiklerini kaybettiğini, uzun süreli kullanımda ise "hormonal dengesizlik" gibi yan etkilere neden olabileceğini söyledi.

Doç. Dr. Tuğçe Fafal, tıbbi ve aromatik bitkilerin etkili bileşenlerinin analizi konusunda çalışmaların sürdüğünü, bitkilerin olumlu etkilerinin yanında istenmeyen birçok soruna yol açabileceğini söyledi.

Adaçayı, ıhlamur ve kuşburnu bitkisinin özellikle kış aylarında grip ve soğuk algınlığına karşı kullanıldığını hatırlatan Fafal, genelde kaynatma usulü hazırlanan bitkilerin etkili bileşiklerini kaybettiğini ifade etti.

Kış çaylarında kullanılan bitkilerin "infüzyon" adı verilen biçimde kullanılması gerektiğini anlatan Fafal, şu bilgileri verdi:

"Adaçayı ve ıhlamuru kaynattığımızda içindeki etkili bileşikleri uçabiliyor. Demleme usulü ile 5 dakika kaynar su içinde ağzı kapalı biçimde beklettikten sonra tüketmek gerekiyor. Böyle yapmazsak etkisi azalabilir. Bitkiler tamamen zararsız değil. Kür şeklinde 3 aydan fazla kullanıldığında yan etkiler de gözlemlenebiliyor. "

Adaçayının çok ve yanlış kullanımında özellikle erkeklerde hormonal dengesizliklerin görüldüğünü vurgulayan Fafal, kış çaylarının günde en fazla 2-3 bardak tüketilmesi gerektiğini, aksi durumda yan etkilerinin de artabileceğini dile getirdi.

Bitki çayları kullanımında en önemli konunun ise "doğru bitki tüketimi" olduğuna dikkati çeken Fafal, "Papatya çayı adı altında bilinçsizce kullanılan başka bitkiler var. Papatya olarak satılan seneico artemis bitkisi aktarlar tarafından satılabiliyor ve toksik bileşikler istenmeyen etkiler ortaya çıkarabiliyor. Karaciğerde toksik etki ortaya çıkabilir. Bazı bitkilerin yanlış kullanımında böbrek ve karaciğerde harabiyet oluşabiliyor." diye konuştu.

Fafal, yanlış bitki kullanmak istemeyen bir vatandaşın bitkilerle ilgili eğitim alan eczacılara başvurması gerektiğini vurgulayarak, "Bitkiler yanlış kullanıldığında en ağır olarak ölüme kadar giden tablolara neden olabilir. Belki de 3-5 sene sonra böbreklerde kanser görülebilir ve tüketici bunun nedenini bile bilmeyebilir." diye konuştu.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.