Bir Ünite Kan Üç Cana Hayat Veriyor

Kazalarda, bazı hastalık veya büyük ameliyatlarda ihtiyaç duyulan kan, bağışçıdan alımından laboratuvarlardaki analiz sürecine kadar önemli aşamalardan geçerek hastanelere ulaşıyor. Türkiye genelinde her yıl milyonlarca ünite kan toplayarak hastalara şifa dağıtan Türk Kızılayı, Batı Akdeniz'de de gönüllülerin yaptığı bağışlarla çalışmalarını sürdürüyor. 

Antalya, Isparta ve Burdur illerini kapsayan Türk Kızılayı Batı Akdeniz Bölge Kan Merkezindeki ekipler, sabah erken saatlerde tıbbi malzemeleri hazırlayarak yola koyuluyor.

Talep edilen yerlerde duruma göre çadır ve sedye kuran ekipler, ön analizlerin ardından bağışçılardan kan toplama işlemine başlıyor. Toplanan kanlar günün sonunda Batı Akdeniz Kan Merkezi Bölge Müdürlüğü bünyesindeki son teknolojiyle donatılan laboratuvarlarda incelenerek, eritrosit süspansiyonu, taze donmuş plazma ve trombosit olarak üç ürüne ayrıştırılıyor.

Eritrosit süspansiyonunun 42 gün, taze donmuş plazmanın 3 yıl, trombosit kanın da 5 gün ömrü bulunuyor. Kullanılmayan kanlar bekleme süresi dolduktan sonra imha ediliyor.

2015 yılında 89 bin 530 ünite, 2016'da da 103 bin 508 ünite kan alan Türk Kızılayı Batı Akdeniz Bölge Kan Merkezi, 2017 yılında bölgede 108 bin ünite kan almayı hedefliyor. Geçen yıl ocak ayının ilk on gününde bin 706 ünite kan toplayan ekipler, Türk Kızılayının çağrısıyla başlatılan kampanya sayesinde bu yılın ilk on gününde 3 bin 658 ünite kan topladı.

BİR ÜNİTE KAN ÜÇ KİŞİYE HAYAT VERİYOR

Merkezin Müdürü Haluk Uyanık, "(Bir kan, üç can) diyoruz. Bir ünite kan ayrı ayrı üç kişiye hayat veriyor. Burada laboratuvarda üç ürün haline getirilen kanlar, Ankara'da İstanbul, İzmir ve Erzurum'da dört büyük merkezde kanların testleri çalışılıyor. Online olarak bize bir gün içerisinde sonuçları alıp, eğer kanda bir şey tespit edilirse imhaya yollanıyor, onun dışında kanlar hastanelere teslim ediliyor." dedi.

Antalya, Isparta ve Burdur illerindeki hastanelere kan gönderdiklerinin altını çizen Uyanık, Türk Kızılayının geçen yıl Türkiye genelinde 2 milyon 141 bin 766 ünite kan aldığını belirtti. Kızılayın stoklarının düşmesinden sonra başlatılan kampanya ile kritik stok seviyesini aştıklarını ve rekorlar kırdıklarını vurgulayan Uyanık, kanın acil değil sürekli ihtiyaç olduğunu aktardı.

Kan alımında görevli Dr. Adem Sönmez de kişinin bağışçı olabilmesi için detayı analizlerden geçtiğini, sağlık ve genel durumunu önemsediklerini aktardı.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.