BAŞUCU TASAVVUF KİTABI “KUŞEYRİ RİSALESİ”

0

437-438 (1045-1046) yıllarında Nîşâbur’da yazılan ve müellifinin adına nisbetle tanınan eser (er-Risâletü’l-Ḳuşeyriyye) bir girişle elli beş bölümden (bâb) meydana gelir. Girişte sûfîlerin akaid ve tevhid meseleleri hakkındaki inançlarının açıklanmasına dair iki, müridlik âdâbına dair son bölümde yirmi iki kadar fasıl bulunmaktadır.

Gerçek sûfîlerin İslâm’daki yerini ve önemini belirterek eserine başlayan Kuşeyrî bunların sayısının son derece azaldığını, sûfî olmadıkları halde sûfî görünenlerin giderek arttığını, bu sözde sûfîlerin dinî ve şer‘î hükümlere ilgisiz kaldıklarını, haramla helâl arasında fark görmediklerini, ibadetleri önemsemediklerini, bedenî hazlara yöneldiklerini, gaflet içinde yaşadıklarını, saygısızca davrandıklarını, buna rağmen hakiki vuslata erdiklerini, yaptıkları her şeyi Allah’ın iradesi ve izniyle yaptıklarını, ilâhî esrara vâkıf olduklarını iddia ettiklerini anlatır ve eserini bütün İslâm beldelerindeki sûfî cemaatlerini uyarmak için kaleme aldığını önemle vurgular (er-Risâle, s. 20-22).

er-Risâle’nin birinci bölümünde seksen üç kadar sûfî sırf dinî ve şer‘î hükümlere bağlılıkları itibariyle söz konusu edilmiş, bu hususla ilgili söz, davranış, hal ve menkıbeleri anlatılmıştır. Kuşeyrî bu bölümü yazarken geniş ölçüde üstadı Muhammed b. Hüseyin es-Sülemî’nin Ṭabaḳātü’ṣ-ṣûfiyye’sinden faydalanmıştır. Burada anlattığı sûfîlerin Ehl-i sünnet’e ve şer‘î hükümlere olan bağlılıklarını bahis konusu ederken bunların cahil, şekilci ve istismarcı sözde mutasavvıflardan nasıl şikâyetçi olduklarını belirtir. Kuşeyrî bu bölümde çağdaşı olan sûfîlerden Ebû Ali ed-Dekkāk, Muhammed b. Hüseyin es-Sülemî, Ebü’l-Abbas el-Kassâb gibi birkaçını sadece ismen zikretmiş, uzun yıllar Nîşâbur’da yaşayan ünlü sûfî Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr’dan hiç söz etmemiştir. Onun Kuşeyrî’nin yakındığı sûfîlerden olması kuvvetle muhtemeldir.

Burada anlatılan sûfîler “ehl-i Risâle, şüyûh-i Risâle, ricâl-i Kuşeyrî” diye meşhur olup muteber ve güvenilir sûfîler olarak kabul görmüştür. İbn Teymiyye, Kuşeyrî’nin Eş‘ariyye’den olmasına rağmen er-Risâle’de yer verdiği sûfîlerin Eş‘arî olmadığına, Selef mezhebi üzere bulunduğuna dikkat çeker (el-İstiḳāme, I, 81-84).

Eserin ikinci bölümü vecd, fenâ, cem‘, bast, üns, tecellî, gaybet ve sekr gibi tasavvufî hallere ayrılmıştır. Kuşeyrî hassas bir konu olan haller bahsini ihtiyatlı bir şekilde anlatırken vecd ve sekr halinin neticesi sayılan “ene’l-Hak” ve “Sübhânî mâ a‘zame şânî” gibi şathiyelere temas etmemiştir. Hallâc’ın bazı sözlerini en hassas tasavvufî konularda delil olarak zikretmiş, ancak seksen üç sûfî arasında onu saymamıştır. er-Risâle’de abdal, kutub, gavs gibi terimlere de yer verilmemiştir.

Eserin diğer elli üç bölümünde tevbe, vera‘, takvâ, zühd, fakr, sabır, şükür, tevekkül, rızâ, yakīn, recâ, havf gibi terimler açıklanmış; ayrıca dua, zikir, velâyet, keramet, keşf, firâset, rüya, edeb, ahlâk, sohbet, semâ, müridlik âdâbı ve ölüm gibi tasavvufî konular anlatılmıştır.

Melâmet ehlinin önderlerinden Hamdûn el-Kassâr ve Ebû Hafs el-Haddâd’a yer verildiği halde melâmet konusu işlenmemiş, fakat fütüvvet konusu genişçe ele alınmıştır. Kuşeyrî vecd, semâ, velâyet, keramet, haller ve makamlar gibi hususları açıklarken genellikle Ebû Nasr es-Serrâc’ın el-Lümaʿ adlı eserini takip etmekle beraber bu eserde anlatılan abdest, namaz, oruç, hac, zekât gibi ibadetlere ve diğer bazı hususlara yer vermemiştir. Kuşeyrî’nin tasavvuf silsilesi Ebû Ali ed-Dekkāk, Nasrâbâdî, Ebû Bekir eş-Şiblî yoluyla Cüneyd-i Bağdâdî’ye ulaşır. er-Risâle’de bu yolla gelen tasavvufî bilgiler önemli bir yer tutar.

SÜNNET ÇERÇEVESİNDEKİ TASAVVUF ANLAYIŞINI ORTAYA KOYAR

Eserin tamamına hâkim olan anlayış İslâmî çerçevedeki tasavvufu bu çerçevenin dışındaki tasavvuftan ayırt etmektedir. İbn Haldûn, Hâris el-Muhâsibî’nin er-Riʿâye’deki tasavvufunun takvâ ve nefis muhasebesini esas aldığını, Kuşeyrî’nin er-Risâle’de sûfîlerin âdâbı, mânevî zevk ve vecd halleri üzerinde durduğunu, Gazzâlî’nin İḥyâʾda bu iki hususu birleştirdiğini söyler (Muḳaddime, s. 440).

er-Risâle’de Ehl-i sünnet çerçevesinde bir tasavvuf anlayışı ortaya konulup bunun dışındaki tasavvuf reddedilmiş olduğundan eser özellikle muhafazakâr çevrelerde büyük rağbet görmüş, sûfî olmayan dindarlar arasında bile güvenle okunmuş, bu niteliği sebebiyle tasavvufun yayılmasında etkili olmuştur. er-Risâle’nin bir nüshasının bulunduğu evlerin âfetlerden korunacağına inanılması (Taşköprizâde, I, 797) eserin yaygınlığını ve tesirini göstermektedir. er-Risâle’nin gördüğü büyük ilgi Hâris el-Muhâsibî ve Hakîm et-Tirmizî gibi müelliflerin eserlerinin ve et-Taʿarruf, el-Lümaʿ, Ḳūtü’l-ḳulûb gibi daha eski metinlerin kısmen unutulmasına sebep olmuştur. Serrâc’ın el-Lümaʿı, Kelâbâzî’nin et-Taʿarruf’u, Ebû Tâlib el-Mekkî’nin Ḳūtü’l-ḳulûb’u, Sülemî’nin Ṭabaḳātü’s̱-s̱ûfiyye’siyle diğer bazı eserleri ve Ebû Nuaym’ın Ḥilyetü’l-evliyâʾı er-Risâle’nin en önemli kaynaklarıdır.

KUŞEYRİ RİSALESİ, BİRÇOK MUTASAVVIF ÜZERİNDE ETKİLİ OLDU

Kuşeyrî bu eseriyle pek çok mutasavvıf üzerinde etkili olmuştur. Hücvîrî Keşfü’l-maḥcûb’da (s. 209) Kuşeyrî ile görüştüğünü anlatır. Jukovsky, Keşfü’l-maḥcûb’a yazdığı önsözde bu tesire işaret eder (neşredenin girişi, s. 43, 57). Kuşeyrî’nin öğrencilerinden Ebû Ali el-Fârmedî, Gazzâlî’nin üstadı idi. Gazzâlî İḥyâʾda geniş ölçüde Kuşeyrî’den faydalanmıştır. Muhammed İstilâmî, er-Risâle ile Ferîdüddin Attâr’ın Teẕkiretü’l-evliyâʾ adlı eserindeki benzerlikler üzerinde durmuştur (Teẕkiretü’l-evliyâʾ, neşredenin girişi, s. 19). Muḳaddime’sinde er-Risâle’ye göndermeler yapan İbn Haldûn, Şifâʾü’s-sâʾil’de bu eserden faydalanmıştır. er-Risâle Muhyiddin İbnü’l-Arabî, Ebû Hafs es-Sühreverdî, Lisânüddin İbnü’l-Hatîb ve Abdurrahman-ı Câmî başta olmak üzere birçok sûfî müellifin müracaat kitabı olmuştur. Eser üzerine yazılan şerhler ve yapılan tercümelerle söz konusu etkinin alanı daha da genişlemiştir.

er-Risâle, Takıyyüddin İbn Teymiyye ve İbn Kayyim el-Cevziyye gibi Hanbelîler’in dikkatini çekmiştir. İbn Teymiyye’nin el-İstiḳāme adlı eseri er-Risâle’nin şerhi mahiyetindedir. Tasavvufla ilgili görüşlerini ortaya koyarken sık sık er-Risâle’ye başvuran İbn Teymiyye, Kuşeyrî’nin tasavvuf anlayışını takdir etmiştir. İbn Kayyim Medâricü’s-sâlikîn’de Hâce Abdullah-ı Herevî’nin görüşlerini şerhederken geniş ölçüde er-Risâle’den faydalanmıştır. er-Risâle Mısır/Bulak’ta basılmış (1284), daha sonra çeşitli baskıları yapılmıştır (Kahire 1304; nşr. Mustafa Halebî, Kahire 1359; nşr. Abdülhalîm Mahmûd – Mahmûd b. Şerîf, Kahire 1386/1966; nşr. Mahmûd Zerrik Ali Abdülhamîd Baltacî, Beyrut 1993).

Eseri ilk defa Sedîdüddin Abdülmu‘tî b. Mahmûd el-İskenderî ed-Delâle fî fevâʾidi’r-Risâle adıyla şerhetmiştir (Süleymaniye Ktp., Cârullah Efendi, nr. 999). Diğer bir şerh Zekeriyyâ el-Ensârî’nin İḥkâmü’d-delâle ʿalâ taḥrîri’r-Risâle’sidir (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 1818). Ensârî’nin oğlu Zeynelâbidîn bu şerhi Tehẕîbü’d-delâle ʿalâ tenḳīḥi’r-Risâle adıyla ihtisar etmiştir (Zâhiriyye Ktp., nr. 69). Mustafa b. Muhammed el-Arûsî’nin Netâʾicü’l-efkâri’l-Ḳudsiyye fî beyâni meʿânî şerḥi’r-Risâleti’l-Ḳuşeyriyye’si (I-IV, Beyrut 1420/2000), Zekeriyyâ el-Ensârî’nin şerhinin Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin görüşleri bağlamında geniş bir hâşiyesidir. er-Risâle Hint dünyasında Gîsûdıraz tarafından şerhedilmiştir (nşr. Hâfız Seyyid Atâî Hüseyin, Haydarâbâd 1361; eserin diğer şerh ve ihtisarları için bk. Abdullah Muhammed el-Habeşî, II, 976-978).

er-Risâle’yi Kuşeyrî’nin öğrencisi Ebû Ali Osmânî Farsça’ya tercüme etmiştir (nşr. Bedîüzzaman Fürûzanfer, Terceme-i Risâle-i Ḳuşeyriyye, Tahran 1345 hş.). Eserin mütercimi belli olmayan Farsça bir çevirisi daha vardır (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 2077). er-Risâle, Osmanlı döneminde Hoca Sâdeddin Efendi (sadeleştiren Mehmet Günyüzlü, İstanbul 2003), Seyyid Muhammed Tevfik (İSAM Ktp., nr. 2062, 1-22 [fotokopi nüsha]) ve Abdünnâfi Efendi (Müntehabât-ı Nâfia-i Risâle-i Kuşeyriyye, İstanbul 1307) tarafından Türkçe’ye tercüme edilmiştir. Son dönemde yapılan çevirileri şunlardır: er-Risâle (trc. Tahsin Yazıcı, Ankara 1966, aynı tercüme Tasavvufun İlkeleri adıyla, İstanbul 1978); Risâle-i Kuşeyriyye (trc. Ali Aslan, İstanbul 1978); Kuşeyri Risâlesi (trc. Süleyman Uludağ, İstanbul 1978); Kuşeyrî Risâlesi (trc. Dilaver Selvi, İstanbul 2007). Olga de Lebedev, er-Risâle’nin tasavvuf terimleriyle ilgili bölümünü Fransızca’ya çevirmiş (Traité sur le soufism de l’Imam Erudit Abou’l-Qasım, Roma 1911), Almanca özet bir tercümesi Richard Hartmann tarafından yapılmıştır (Al-Kuschairīs Darstellung des Sūfitums mit Übersetzung-Beilage, Berlin 1914). Eserin tam Almanca tercümesini Richard Gramlich gerçekleştirmiştir (Das Sendschreiben al-Qušayrīs über das Sufitum, Wiesbaden 1989). B. R. Von Shlegell’in İngilizce çevirisinde (Principle of Sufism, Berkeley 1990) sûfîlerin biyografisine ait kısım eksiktir.

Kaynak: Prof. Dr. Süleyman Uludağ, TDV İslam Ansiklopedisi

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
CAFER-İ SÂDIK (R.A.) KİMDİR?

Cafer-i Sadık Hazretleri, Ehl-i Beyt’ten olup Altın Silsile’nin dördüncüsü, 12 İmam’ın altıncısıdır. Cafer-i Sadık Hazretlerinin kısaca hayatı... Câfer-i Sâdık Hazretleri...

Kapat