Ayasofya’ya Ayakkabıyla Girmek Ecdada Saygısızlık

Manisa’nın Şehzâdeler Belediyesi’nde konferans veren Yavuz Bahadıroğlu gündemdeki konulara ve Ayasofya meselesine değindi.

Manisa İlim ve Kültür Vakfı ve Manisa Şehzâdeler Belediyesi işbirliğiyle Manisa Büyükşehir Belediyesi Kültür Sitesi Lâle Salonu’nda Tarihçi-Yazar Yavuz Bahadıroğlu konferansı düzenlendi.

Ankara’da gerçekleşen terör saldırısında hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyen Bahadıroğlu, “Bu milletin kıyâmete kadar bölünmesi, parçalanması mümkün değildir. Hâlâ Apolar, depolar bizi bölecek diye korkuyorsak, korkmayın. Allah bizimledir. Bin senelik hizmetine binâen Cenâb-ı Hak, bu milleti dâim pâyidar edecektir” dedi.

Manisa’nın üzümünden öte Saruhan Sancağı'nın ve insanın meşhur olduğunu ifâde eden Bahadıroğlu, “Saruhan Sancağı, Osmanlı Devletini dini ve yürek açısından besleyen bölgedir. Öncelikle bu bölgede yaşamanın hakkını vermek lazım ve mevcut doğru düzgün insanımızla da iftihar etmeyi öğrenmemiz lazım. Dünyanın en mühim şeyi teknoloji değildir, ona hükmeden insandır. Bugün Türkiye’nin önündeki en mühim mesele insan yetiştirememe ve yetişen her insanın hizmetini engelleme problemidir. Bir millet övünülecek insan, hoca yetiştiremiyorsa, Allah o insanlara sahtekar hocaları musallat eder, onlarla terbiye eder. Nerede yetişen bir insan varsa o bölge o insanıyla iftihar etmesi lazım” diye konuştu.

SELAM, EZAN VE KUR’AN

Unutulan sünnetlerden biri ve insanlık köprüsünün “Selâm” olduğunu söyleyen Bahadıroğlu, “Bir milletin ruhunu târumar etmek istiyorsanız, üç şeyle uğraşacaksınız. Bunlar Selâm, Ezân ve Kur'ân’dır. Bu üçü Müslüman yüreklerden, Müslüman yüreklere uzatılmış gönül köprüleridir” dedi.

Osmanlı Devleti’nin bir hadis-i şerifi hayata geçirmek için kurulmuş bir devlet olduğunu ifâde eden Bahadıroğlu, “Osmanlı Devleti bir sünnet devletidir. Sünnet devletinin kurmuş olduğu medeniyete de “Sünnet Medeniyeti” deriz. Sünnet medeniyeti sünneti ihyâ etmek için kurulmuş bir medeniyettir. Yani Hz. Peygamber'in iltifâtına mazhar olmuş bir milletiz, hepimiz” diye konuştu.

AYASOFYA VE MESCİD-İ AKSA KARDEŞTİR

Ayasofya Camiî’ne de değinen Bahadıroğlu, “Ayasofya; camidir, 481 sene alınlar orada secdeye gitmiştir. Ayasofya’da Fatih'in, Akşemseddin’in, Molla Gürâni’nin, Bediüzzaman’ın, ulemânın anlı secdeye gitmiştir. Onların secdeye gittiği yere ayakkabıyla basıldığında içimizin sızlaması gerekmiyor mu? Bizim çamurlu ayakkabılarımız Ayasofya’dan çekilirse umulur ki Cenâb-ı Hakk'ın rahmeti tecelli eder, Mescid-i Aksa’ya çamurlu çizmeleriyle basan İsrail askerlerinin ayaklarını kırıverir, inşallah. Onlar kardeştir” dedi.

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.