GÖKLERDEN HAYAT YAĞIYOR

0

Şu varlık âleminin raksı, öylesine muntazamdır ki, bir adım yanlış atılsa, tüm ahenk bozulur. İşte burada akıl sahipleri için alınacak dersler vardır.

 Atmosfer; sıcaklık, basınç, nem değeri ve içinde cereyan eden hâdiseler bakımından farklı tabakalara ayrılmıştır. İlk tabaka Troposfer’dir ve yağmur, kar, rüzgâr gibi hâdiseler burada cereyân eder. Yerden 16 km yukarıya kadar uzanan bu tabakanın sıcaklığı giderek azalır, -56°C’ye kadar düşer. Havanın bu katında mükemmel bir devr-i dâim sistemi tesis edilmiştir.

Dünya’nın ekseni bir parça eğik olduğu için şualar/ışınlar sadece ekvator bölgesine dik gelmez. Böylece tropikal bölgelere ısı dağıtılmış olur. Bu bölgelerde havanın ve yeryüzünün daha çok ısınması neticesinde bol miktarda ısı depo edilir. İşte bu ısının toplanması, rüzgârlar için gerekli kuvvet ve enerjinin sağlanması demektir.

 Denizlerden buharlaşan binlerce ton su, havanın yumuşak sırtına biner. Rüzgâr onları önüne katarak suya muhtaç karalara nakleder. Bu devr-i dâim neticesinde devamlı yağışlı ve kurak bölgeler yerine, mükemmel bir plân ve usûl dâiresinde her bölge suya ve rahmete kavuşur.

Atmosferin çok mükemmel bir plânla dolaştırılması neticesinde ısı nakli yapılır. Alçak ve yüksek basınç sistemlerinin kuzey-güney istikâmetindeki hareketleri ve üst seviyedeki kuvvetli rüzgâr akımlarının yardımıyla, bir taraftan kuzey enlemlerindeki soğuk hava daha aşağı enlemlere inerken, güneydeki sıcak hava da yukarı enlem derecelerine çıkar.

Güneş’in yeryüzüne farklı şiddetlerde ısı vermesi, atmosferdeki hava kütlelerinin de farklı sûrette ısınmasına yol açar ve ısınan hava, aldığı emirle derhâl yukarı çıkar. Sonra yerine soğuk hava gelir. Böylece yeryüzünde sıcak havanın bulunduğu yerde alçak basınç, soğuk havanın bulunduğu yerde ise yüksek basınç merkezleri denilen hareketli hava kaynakları teşekkül eder. Sonuçta minik hava zerreleri rüzgâr hâlinde hareket etmeye başlar. Bu sâyede atmosferdeki nem, sıcaklık, yoğunluk, enerji ve bitkilerin üremesini sağlayan çiçek tozları, gerekli yerlere nakledilir.

Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:

“Biz, rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirdik de onunla su ihtiyacınızı karşıladık. Onu hazinelerde depolayan da siz değilsiniz.” (el-Hicr, 22)

Âd Kavmi’nin rüzgârla nasıl helâk edildiğini ifâde eden aşağıdaki âyet-i kerîme bu hakîkatin tipik bir misâlidir:

“Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli olan bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgâr gönderdik. O rüzgâr, insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.” (el-Kamer, 19-20)

Kâinattaki bütün varlıklar gibi rüzgârlar da, Cenâb-ı Hakk’ın hükümranlığına mutlak bir itaatle boyun eğmektedir. Rabbimiz dilediğinde insanoğluna rahmet vesîlesi olmakta, yine Rabbimiz emrettiğinde de helâk edici bir kahır tecellîsine dönüşmektedir.

Kaynak: Osman Nûri TOPBAŞ, Tefekkür, Erkam Yayınları, İstanbul, 2010

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
DENİZLER VE KARALARIN İLAHİ DENGESİ

Yeryüzünün dörtte üçü sularla kaplıdır. Bu sâyede ne kutupların dondurucu soğuğu bütün Dünya’yı tesiri altına alabilir, ne de tropikal bölgelerin...

Kapat