ASHÂB-I RAKÎM KİMDİR?

0

Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilen “Ashâb-ı Rakîm”, İsrâiloğulları zamanında yaşamış üç gençtir. Onlar Allah’ı ve emirlerini ve aynı zamanda salih bir kulma olma çabasını bırakmadı. Allah’da onları unutmadı. İşte Ashâb-ı Rakîm’in ibretlik kıssası…

Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilen “Ashâb-ı Rakîm”, İsrâiloğulları zamanında yaşamış üç gençtir. (el-Kehf, 9)

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, onların pek çok yönden ibretlerle dolu kıssasını şöyle anlatır:

“Sizden evvelki ümmetlerden üç kişi yola çıktılar. Yağmur başladı. Korunmak için dağdaki bir mağaraya sığındılar. Derken dağdan bir taş yuvarlandı ve mağaranın ağzını tamamen kapattı. Birbirlerine:

«−Vallâhi sizi buradan sadâkatten başka bir şey kurtaramaz. Onun için her biriniz sadâkatle yaptığı bir amelini vesîle edinerek Allâh’a duâ etsin!» dediler.

İçlerinden birisi şöyle duâ etti:

«–Allâh’ım! Anne ve babam çok ihtiyardır. Ben âileme, onlardan evvel bir şey yedirip içirmezdim. Günün birinde hayvanları otlatmak için uzaktaki bir ormana gitmiştim. Eve döndüğümde onlar uyuyakalmışlardı. Onlardan evvel âilece süt içmeyi hoş görmedim, anne babamı da uyandırmak istemedim. Elimde süt çanağıyla bekledim. Nihâyet gün ağarırken annem ve babam uyandılar ve sütlerini içtiler.

Allâh’ım! Eğer bu işi Sen’in rızân için yapmışsam, bizi bu sıkıntıdan kurtar!»

Bunun üzerine taş bir parça açıldı, lâkin çıkılacak gibi değildi. İkincisi şöyle yalvardı:

«–İlâhî! Amcamın bir kızı vardı. Bir erkek, bir kadını ne kadar çok sevebilirse, ben de onu o kadar seviyordum. Onunla beraber olmak istedim. Lâkin teklifimi kabul etmedi. Birkaç sene sonra bir kıtlığa uğrayınca bana başvurdu. Kendini bana teslim ederse, ona yüz dirhem vereceğimi söyledim. Çâresiz kabul etti. Tam el uzatacağım sırada:

“–Allah’tan kork da haksız olarak mührümü bozma!” dedi.

Elimde imkân olduğu hâlde, Allah’tan korkarak ondan uzaklaştım. Verdiğim paraları da ona bağışladım.

Allâh’ım! Eğer bu işi sırf Sen’in rızânı kazanmak için yapmışsam, içinde bulunduğumuz belâyı üzerimizden gider!»

Mağaranın kapısı bir parça daha açıldı, ancak yine çıkılabilecek derecede değildi. Üçüncü şahıs da şöyle duâ etti:

«–Allâh’ım! Ücretle birkaç amele tuttum ve ücretlerini verdim. Lâkin biri ücretini almadan bırakıp gitti. Ona vereceğim parayı çalıştırıp artırdım. Bir müddet sonra o adam yanıma gelerek:

“–Ücretimi ver!” dedi. Ben de:

“–Şu gördüğün deve, öküz ve koyun sürüleri senin ücretinden üremiştir, al hepsini götür!” dedim. O da:

“–Ey Allâh’ın kulu! Benimle alay etme!” dedi.

“–Seninle alay etmiyorum, hakîkati söylüyorum.” dedim. Bunun üzerine malları aldı ve hepsini sürüp götürdü.

İlâhî! Eğer bunu Sen’in rızân için yapmışsam, içinde bulunduğumuz belâyı üzerimizden defet!»

Nihâyet taş, mağaranın ağzından kaydı, onlar da mağaradan çıkarak yollarına devam ettiler.” (Bkz. Buhârî, Edeb 5, Enbiyâ 53, Büyûʻ 98, İcâre 12, Hars 13; Müslim, Zikir, 100; Ahmed, IV, 274)

Bu gençler gibi öyle güzel sâlih ameller işlemeliyiz ki hayatta karşımıza çıkan sıkıntı, musîbet ve imtihan anlarında onlara sığınabilelim! Bu amellerimizle tevessül ederek Cenâb-ı Hak’tan yardım istemeye yüzümüz olsun!

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hakk’a Adanmış Gençlik , Erkam Yayınları

PAYLAŞ.

Bir yorum bırak

Önceki yazıyı okuyun:
ÎMAN NÎMETİNİN BEDELİ

Bedeli ödenmeyen bir şeye sahiplik iddiâsında bulunmak, abesle iştigaldir. Îman sahibi olmak da onun uğrunda her türlü bedeli ödemeyi göze...

Kapat