ALLAH’IN KULLARINDA GÖRMEYİ İSTEDİĞİ HAL

0

Kur’an’da, mağrur adımlarla ve çalım satarak yürümek, men edilmiştir.

Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz’in yokuştan iner gibi hızlı ve vakur adımlarla önüne bakarak yürüyüşü de, O’nun mütevâzı hâlinden bir numûnedir. Nitekim bu ahlâk-ı hamîde, Hak dostlarının da şiârı olmuş, tasavvufta “nazar ber kadem” tâbiriyle mühim bir düstur hâline getirilmiştir.

Yürürken ayak uçlarına bakmakta; tevâzû, edep, haddini bilmek, gözü haramdan korumak, Allah ve Rasûlü’nün emirlerine bağlılık gibi fazîletler vardır. Sadece yürürken değil, her hâlükârda mütevâzı olmak, Hakk’ın muhabbetine vesîle olur. Nitekim hadîs-i şerîfte:

“…Kim Allah için tevâzû gösterirse Allah onu yükseltir, kim de kibirlenirse Allah onu alçaltır…” buyrulmuştur. (Heysemî, X, 325)

HZ. MEVLANA’NIN DAVETİ

Hak dostu Mevlânâ Hazretleri de, tevâzû husûsunda toprağın insan idrâkine sunduğu hikmeti okuyarak, tevâzûda toprak gibi olmaya dâvet eder:

“Allah buyurdu ki: «Ey insan, dikkatle bak da gör, senin topraktan yaratılmış bedenine, rûhumdan bir tohum ektim, seni yücelttim. Sen bu toprağın bir tozu iken, seni üstün bir varlık yaptım. Sana akıl verdim, aşk verdim. Sen bir hamle daha yap da, topraklığı, yani tevâzûyu kendine sıfat, huy edin. Ben de, seni bütün yarattıklarımın üstüne emîr kılayım.”

Şeyh Sâdî-i Şîrâzî ise, tevâzû fazîletinin mânen yükseliş sırrına dikkat çekmek üzere, suyu hikmet nazarıyla okuyup şöyle buyurur:

“Sel, heybetle aktığı için baş aşağı yuvarlanıp gider. Çiğ damlası ise, küçücük ve âciz olduğundan, güneş onu sevgiyle yükseklere çıkarır.”

İLAHİ MÜJDELERE NAİLİYET VESİLESİ

Hak Teâlâ’nın kullarında görmeyi murâd ettiği tevâzû hâli, ilâhî müjdelere nâiliyet vesîlesidir. Âyet-i kerîmede buyrulur:

“…(Rasûlüm!) O ihlâslı ve mütevâzı insanları müjdele! Onlar öyle kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) harcarlar.” (el-Hac, 34-35)

Dolayısıyla ihlâs ve tevâzû, Hakk’a kulluk vazîfelerimizin îfâsında hayâtî bir ehemmiyeti hâizdir.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlâkından 1, Erkam Yayınları

Paylaş.

Yorumlar