ALLAH’IN İSTEDİĞİ NASUH TÖVBESİ

0

Nasûh tevbenin kabulü için olmazsa olmaz husus, samimiyet ve pişmanlıktır. Bu pişmanlık, insanın gücü yettiği ölçüde o hatayı tekrar etmemesi ve yaptığı günahla ilgili kul hakları varsa, bu hakları helâl ettirmek için elinden gelen gayreti göstermesidir.

Fakîh Ebü’l-Leys Semerkandî -rahmetullâhi aleyh- der ki:

Senedleriyle bize kadar ulaştığına göre, İbn Abbas -radıyallahu anh- şöyle anlatmıştır:

“Bir gün Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- tevbe kapısını anlattı. Hazret-i Ömer -radıyallahu anh-:

“-Ey Allah’ın Resûlü! Tevbe kapısı nedir?” diye sordu.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

“-Tevbe kapısı, mağribin (batı cihetinin) ardındadır. Bu kapının altından iki kanadı vardır. Üzeri inci ve yakutlarla bezenmiştir. Kapının bir kanadıyla diğer kanadının arası hızlı bir atlı binicinin kırk senede kat edeceği bir mesafe kadar geniştir. Bu kapı, Allah Teâlâ’nın mahlûkatını yarattığı günden beri açıktır. Güneş, battığı yerden (mağribden) doğacağı sabaha kadar da açık kalacaktır. Nasuh tevbesi ile tevbe eden her kişinin tevbesi, mutlaka bu kapıdan içeri girer.”

NASUH TEVBESİ NEDİR?

Muâz bin Cebel -radıyallahu anh-:

“-Anam-babam Sana fedâ olsun yâ Resûlallah! Nasuh tevbesi nedir?” diye sordu.

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle anlattı:

“-Günahkâr kulun yaptıklarına pişman olması, (istiğfar etmek sûretiyle) Rabbinden özür dilemesi ve bir daha o günahlara dönmemesidir.”

Sonra güneş ve ay bu kapıdan batar ve tevbe kapıları arasından en ufak bir aralık dahî kalmayacak şekilde kapatılır. İşte bundan sonra tevbe eden hiçbir kulun tevbesi kabul olunmaz.” (Bkz. Ebû’l-Leys Semerkandî, Tenbihü’l-Gâfilîn, Terc: Hüseyin Okur, Semerkand Yayınları, I, sh: 179-180)

Rabbimiz nasûh bir tevbe ile kendisine yönelmemizi, Tahrim Sûresi’nin 8. âyetinde bizlere şöyle emretmiştir:

“Ey îman edenler! Allâh’a içtenlikle tevbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte îman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nûrları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. «Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye gücün yeter!» derler.”

Nasûh tevbenin kabulü için olmazsa olmaz husus, samimiyet ve pişmanlıktır. Bu pişmanlık, insanın gücü yettiği ölçüde o hatayı tekrar etmemesi ve yaptığı günahla ilgili kul hakları varsa, bu hakları helâl ettirmek için elinden gelen gayreti göstermesidir.

Rabbimiz, “es-Settâr” ismiyle günahlarımızı setreylesin. El-Gaffâr ismiyle onları bağışlasın. “Seyyiâtı, hasenâta çevirme” vaadinden bizleri mahrum eylemesin, bizim de hata ve günahlarımızı, ihsan ve affıyla sevap ve mükâfatlara çevirsin. Biz, âciz kullarını lütfuyla, ihsanıyla cennet ve cemâliyle müşerref eylesin. Âmin.

Kaynak: Merve Güleç, Şebnem Dergisi, 152. Sayı

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
KUR’AN-I KERİM’İN NÜZULÜ VE KAYDEDİLMESİ

Kur’ân-ı Kerîm en son indirilen ilâhî kitaptır. Allah Teâlâ onu toplu olarak değil, pek çok hikmete binaen kısım kısım indirmiştir....

Kapat