Allah’a Kul Olma Sanatı

Takva nedir? Kur’ân-ı Kerîm’de takva kelimesi kaç yerde geçiyor? Takva ne ifade eder? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi açıklıyor.

TAKVA NEDİR?

Din, her şeyden önce bir muhabbet işidir. Öyle ki samimî bir muhabbet olmadan, sadâkat de teslîmiyet de itaat de ilâhî rızâya muvafık değildir. Çünkü satırlardaki bilgilerin, sadırlarda hissedilmesi, aklen ve rûhen hazmedilmesi ve bunun en tabiî neticesi olarak da sâlih ameller sûretinde fiillere aksetmesi ve “takvâ” hayatının yaşanması îcâb eder. Bu da ancak muhabbetle mümkündür. Zira muhabbet, takvânın vazgeçilmez anahtarıdır. İşte bu “takvâ”, o kadar mühimdir ki;

Kur’ân-ı Kerîm’de, muhtelif kalıplarda, 258 yerde geçmektedir. Gerek siyak-sibak itibarıyla, gerekse mâhiyet itibarıyla onunla kasdedilen mânâları özetle tarif edecek olursak:

Takvâ; Allâh’a kul olma sanatıdır.

Takvâ; değişen şartlar ve hayatın med-cezirleri karşısında muvâzeneyi / dengeyi bozmamaktır.

Takvâ; Hazret-i Peygamber Efendimiz’in ahlâkından ve kalbî hassâsiyetlerinden nasîb alabilmektir.

Takvâ; nefsânî ihtirasları dizginleyip rûhânî istîdatları inkişâf ettirmektir.

Takvâ; helâl-haram ölçülerine riâyette hassâsiyet kazanıp; kalbi, günah kirlerinden korumaktır.

Takvâ; İslâm’ın şartlarını huşû ile îfâ edebilmek, îmânın heyecanını yaşayabilmektir.

Takvâ; gönüllerin bir nazargâh-ı ilâhî hâline gelmesidir.

KULLUĞUN ÖZÜ

Yani kulluğun özü olan takvâ; îman, ibâdet, muâmelât ve ahlâkta âhenkli bir bütünlüğün oluşarak hayatın her safhasında İslâm şahsiyetinin sergilenmesidir.

Bütün bu tariflerin tecellîsi için de Cenâb-ı Hakk’ın bizlere bahşettiği bütün nîmetlere karşı büyük bir şükran ve minnet hissi içerisinde aşk ve iştiyak ile kulluk mukâbelesinde bulunma gayreti zarûrîdir. Nîmetler içerisinde de bilhassa îman nîmetinin bedelini ödeme gayreti daha çok zarûrîdir.

Kaynak: Dr. Murat Kaya, Ebedi Yol Haritası İslam, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

TAKVA NEDİR VE NASIL YAŞANIR?

Takva Nedir ve Nasıl Yaşanır?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.