Allah Neden Kurban Kesmeyi Emretmiştir?

İbadetler ruhî yönümüzü, duygu dünyamızı besleyen, geliştiren manevî gıdalardır. Her bir ibadet şekli, manevi dünyamızın farklı bir yönünün gelişip olgunlaşmasına, arınıp yücelmesine sağladığı katkılarla hayatımızı kuşatır. Manevi hayatımızı zenginleştiren bu manevi gıdalardan birisi de kurbandır.

KURBAN ALLAH'A YAKINLAŞMADIR

Kurban, bizi Allah’a yaklaştıran anlamlı bir vesiledir. Bizi Allah’a yaklaştıran ne varsa, onun taliplisi olmaktır. Kurban, Allah’a yakın olma çabasıdır. Sürekli bu heyecanı içimizde duymaktır. Bu heyecanın canlı tutulmasıyla da, “Allah’a yakınlaşma”dır.

Bu özelliği sebebiyle olsa gerek, Allah Teâlâ her ümmete kurban kesmeyi bir görev olarak emretmiştir. Bu yüzden de kurban, insanlık tarihi kadar eski bir ibadettir.

Kurban, Allah’ın “dost” diye tavsif ettiği İbrahim aleyhisselam’ın, evladıyla ve İsmail aleyhisselam’ın da canıyla imtihanıdır. Ve imtihanı metanet ve teslimiyetle geçen bu iki Peygambere, Allah Teâlâ’nın ilahi lütuf ve mükâfatının canlı bir hatırasıdır. Dahası, o güzel hatıranın sonsuza kadar canlı tutulmasıdır.

Gelişiyle mahallemize, sokağımıza, aile ve dostlarımıza değişik bir ruh hali üfleyen kutlu bir bayramın, sofralarımıza taşıdığı İbrahimî bir berekettir.

Kurban, fakir fukarayı sevindiren, çoluk çocuğu neşelendiren, hasılı hepimizi tatlı bir heyecan ve koşuşturmacaya yönlendiren mübarek bayramın teşri sebebidir.

KURBAN BİZLER İÇİN BİR HATIRLATMADIR

Kurban bize, hayatta en çok sevmemiz gereken varlığın Allah olduğuna ve diğer her şeyin O’nun sevgisini kazanmak için birer imtihan vesilesi kılındığına dair bir “hatırlatma”dır.

Kutlu Nebi’nin aydınlık izinden gidenler olarak, onun getirdiği esaslar doğrultusunda Rabbimize yaklaşma çabalarının, tüm çevremizde coşkulu bir tezahürüdür.

Ve kurban, Yüce Allah'ın rızasını kazanmak, ona olan bağlılığımızı ifade  etmek üzere kurban bayramı günlerinde ibadet niyeti ile belirli hayvanları keserek yaptığımız ibadetin adıdır.

KAYNAK: Dr. Recep ÖZDİREK, Kurban İbadeti, Erkam Yayınları, 2007, İstanbul

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.