Allah Dostlarının Yola Çıkanlara Öğütleri

Allah ile beraberlik şuurunu henüz elde edememiş kimseler, yalnız kaldıklarında çoğu zaman nefis ve şeytanla arkadaşlık yapmak durumunda kalırlar.

Maneviyat yolunda da seyr u sefere çıkan kimselere, Allah dostlarının ilk öğütlerinden biri, güzel yol arkadaşları edinmek ve hatta onların sevgisinde fânî olmak (fenâ fi’l-ihvân) tavsiyesidir. Zira Allah ile beraberlik şuurunu henüz elde edememiş kimseler, yalnız kaldıklarında çoğu zaman nefis ve şeytanla arkadaşlık yapmak durumunda kalırlar. İşte bu sebepledir ki günahlar, çoğu zaman yalnızken ve etrafta tanıyanların olmadığı mekânlarda işlenir.

YOL ARKADAŞI DOĞRU SEÇİLMELİ

Yol arkadaşının doğru seçilmesi, arkadaş bulmaktan daha da önemlidir. Zira hedef ve duygu birliği olmayan bir arkadaşla yola çıkmak, insanın yolunu şaşırtır, başına bela olur ve hatta yoldan çıkarır. Yine aynı şekilde halden anlamayan bir ahmakla yolculuk, meşakkate meşakkat katar, yorgunluğu artırır. Bencil, cimri ve korkak bir arkadaşla kısacık yollar bile uzar da uzar. Böyle bir duruma düşmemek için Mevlânâ –kuddise sirruh- şu uyarıyı yapar:

“Eğer senin gönlünde kötü bir arkadaşın sevgisi belirirse, bil ki bu sevgi, gönül mescidinin yıkılmasına sebep olacaktır. Kendine gel de ondan kaç; onunla az konuş. Öyle kötü bir dostun sevgisini gönlünde tutma, onu kökünden sök at. Çünkü o baş verir, boy atarsa seni de, mescidini de yıkar.

Aklın düşmanı olan kişi yol arkadaşı değildir. O elbiseni çalmak için fırsat kollamaktadır. O sana yol arkadaşı olur, seninle beraber gider ama, aşılması zor bir boğaza gelince seni soymak için fırsat kovalar. Yahut da cesur görünür, fakat hakikatte korkağın biridir, iş sarpa sardı mı, başa korkulu bir iş düştü mü, sana yoldan dönmek için ders vermeye kalkar. O, korkaklığından dostunu da korkutur. Böyle yol arkadaşını sen dost bilme, düşman bil!

Sen kuzuyu kurda emanet ediyorsun, kurdu boşuna yol arkadaşı yapma! Bir kuş, kendi cinsinden olmayan bir kuşla nasıl uçar? Cinsinden olmayanla konuşup görüşmek, düşüp kalkmak mezardır; lahde girmektir”.20

Eğitim öğretim yolculuğunda doğru arkadaş seçilememişse okul başarısızlıkla sonuçlanacaktır. Hayat yolculuğunda iyi bir hayat arkadaşı/eş bulunamamışsa aile hayatı kabir azabına dönüşecektir.

Manevîyat yolculuğunda (seyr u sülük) söz ve hâliyle yol gösteren sâdık arkadaşlarla kardeş olunamamışsa, yolculuk sarpa  saracak  demektir.

Hiçbir dâvâ lideri, sadık arkadaşlara sahip olmadan davasında muvaffak olamamıştır. İşte bu gerçek sebebiyledir ki, bütün peygamberlerin ve mürşidlerin Rablerinden istedikleri en önemli taleplerinden biri, kendilerine sâlih ve sâdık yol arkadaşları vermesi niyazı olmuştur.

İnsan çoğu zaman içinde bulunduğu nimeti göremez. Allah bir kuluna güzel arkadaşlar ihsan ettiyse, o kişi bu nimetin farkında olmalıdır. Arkadaşlığın gerektirdiği, arayıp sorma, ziyaretine gitme, yardımına koşma, düştüyse elinden tutma, ona zaman ayırma, derdini ve sevincini paylaşma gibi sorumlulukları ihmal etmemelidir. Unutmamak gerekir ki, nimetin devamı kadrini bilmekle sağlanır.

“BİN DOST AZDIR; AMA BİR DÜŞMAN ÇOKTUR”

Hülasa dostları çoğaltmalı, düşmanı da azaltmalı. Hz. Ali Efendimizin buyurduğu gibi, “Bin dost azdır ama bir düşman çoktur.”


20) Şefik Can, Mesnevî Tercümesi, IV, s. 476; VI, 368-369..

Kaynak: Dr. Adem Ergül, Göklere Yolculuk Var, Erkam Yayınları

YOLA ÇIKARKEN OKUNACAK DUA

https://www.islamveihsan.com/yola-cikarken-okunacak-dua.html

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.