ALLAH DOSTLARININ YOLA ÇIKANLARA ÖĞÜTLERİ

0

Allah ile beraberlik şuurunu henüz elde edememiş kimseler, yalnız kaldıklarında çoğu zaman nefis ve şeytanla arkadaşlık yapmak durumunda kalırlar.

Maneviyat yolunda da seyr u sefere çıkan kimselere, Allah dostlarının ilk öğütlerinden biri, güzel yol arkadaşları edinmek ve hatta onların sevgisinde fânî olmak (fenâ fi’l-ihvân) tavsiyesidir. Zira Allah ile beraberlik şuurunu henüz elde edememiş kimseler, yalnız kaldıklarında çoğu zaman nefis ve şeytanla arkadaşlık yapmak durumunda kalırlar. İşte bu sebepledir ki günahlar, çoğu zaman yalnızken ve etrafta tanıyanların olmadığı mekânlarda işlenir.

YOL ARKADAŞI DOĞRU SEÇİLMELİ

Yol arkadaşının doğru seçilmesi, arkadaş bulmaktan daha da önemlidir. Zira hedef ve duygu birliği olmayan bir arkadaşla yola çıkmak, insanın yolunu şaşırtır, başına bela olur ve hatta yoldan çıkarır. Yine aynı şekilde halden anlamayan bir ahmakla yolculuk, meşakkate meşakkat katar, yorgunluğu artırır. Bencil, cimri ve korkak bir arkadaşla kısacık yollar bile uzar da uzar. Böyle bir duruma düşmemek için Mevlânâ –kuddise sirruh- şu uyarıyı yapar:

“Eğer senin gönlünde kötü bir arkadaşın sevgisi belirirse, bil ki bu sevgi, gönül mescidinin yıkılmasına sebep olacaktır. Kendine gel de ondan kaç; onunla az konuş. Öyle kötü bir dostun sevgisini gönlünde tutma, onu kökünden sök at. Çünkü o baş verir, boy atarsa seni de, mescidini de yıkar.

Aklın düşmanı olan kişi yol arkadaşı değildir. O elbiseni çalmak için fırsat kollamaktadır. O sana yol arkadaşı olur, seninle beraber gider ama, aşılması zor bir boğaza gelince seni soymak için fırsat kovalar. Yahut da cesur görünür, fakat hakikatte korkağın biridir, iş sarpa sardı mı, başa korkulu bir iş düştü mü, sana yoldan dönmek için ders vermeye kalkar. O, korkaklığından dostunu da korkutur. Böyle yol arkadaşını sen dost bilme, düşman bil!

Sen kuzuyu kurda emanet ediyorsun, kurdu boşuna yol arkadaşı yapma! Bir kuş, kendi cinsinden olmayan bir kuşla nasıl uçar? Cinsinden olmayanla konuşup görüşmek, düşüp kalkmak mezardır; lahde girmektir”.20

Eğitim öğretim yolculuğunda doğru arkadaş seçilememişse okul başarısızlıkla sonuçlanacaktır. Hayat yolculuğunda iyi bir hayat arkadaşı/eş bulunamamışsa aile hayatı kabir azabına dönüşecektir.

Manevîyat yolculuğunda (seyr u sülük) söz ve hâliyle yol gösteren sâdık arkadaşlarla kardeş olunamamışsa, yolculuk sarpa  saracak  demektir.

Hiçbir dâvâ lideri, sadık arkadaşlara sahip olmadan davasında muvaffak olamamıştır. İşte bu gerçek sebebiyledir ki, bütün peygamberlerin ve mürşidlerin Rablerinden istedikleri en önemli taleplerinden biri, kendilerine sâlih ve sâdık yol arkadaşları vermesi niyazı olmuştur.

İnsan çoğu zaman içinde bulunduğu nimeti göremez. Allah bir kuluna güzel arkadaşlar ihsan ettiyse, o kişi bu nimetin farkında olmalıdır. Arkadaşlığın gerektirdiği, arayıp sorma, ziyaretine gitme, yardımına koşma, düştüyse elinden tutma, ona zaman ayırma, derdini ve sevincini paylaşma gibi sorumlulukları ihmal etmemelidir. Unutmamak gerekir ki, nimetin devamı kadrini bilmekle sağlanır.

“BİN DOST AZDIR; AMA BİR DÜŞMAN ÇOKTUR”

Hülasa dostları çoğaltmalı, düşmanı da azaltmalı. Hz. Ali Efendimizin buyurduğu gibi, “Bin dost azdır ama bir düşman çoktur.”


20) Şefik Can, Mesnevî Tercümesi, IV, s. 476; VI, 368-369..

Kaynak: Dr. Adem Ergül, Göklere Yolculuk Var, Erkam Yayınları

YOLA ÇIKARKEN OKUNACAK DUA

YOLA ÇIKARKEN OKUNACAK DUA

PAYLAŞ.

Bir yorum bırak

Önceki yazıyı okuyun:
İSLAM’DA YARDIMLAŞMANIN FAZİLETİ

Cenâb-ı Hak, insanoğlunun zayıf yaratıldığını beyân eder. Onun çocukluk devresi de, ihtiyarlık devresi de bâriz bir za’fiyet ve acziyet içerisinde...

Kapat