ALİ RÂMÎTENÎ HAZRETLERİ KİMDİR?

0

Ali Râmîtenî Hazretleri Buhâra’nın iki fersah kuzeyindeki Râmîten kasabasında doğdu. Mahmûd Encîrfağnevî Hazretleri’ne intisâb edip tasavvufî terbiyesini tamamladı ve onun halîfesi oldu. Bir müddet Râmîten civârında halkı irşâd ettikten sonra Bâverd’e göç etti. Orada da bâzı müridleri oldu. Bilâhare Bâverd’den Hârezm’e gitti ve oraya yerleşti.[1] Bu sebeple Ali Bâverdî diye de anılır.

Tasavvuf ehli arasında “Azîzân” lâkabıyla meşhurdur. Rivâyete göre, kendisine âit bir söz söyleyeceği zaman tevâzuu sebebiyle; “Azîzân (Azizler) şöyle diyor” diyerek cümleye başlardı. Bu yüzden Azîzân lâkabıyla meşhur oldu. Yüzü nurlu idi. Zâhirde halk ile, bâtında Hak ile olurdu.

Hârezm’e gittiğinde kendisini “dokumacı” olarak tanıtan Ali Râmîtenî Hazretleri, iki mürîdi vâsıtasıyla o bölgenin pâdişahından yazılı olarak ikâmet izni aldı. Hârezm’de her sabah ırgat pazarına gider, istîdatlı gördüğü bir iki işçiyi alıp evine getirir, ikindi namazına kadar onlarla dînî ve tasavvufî mevzularda sohbet eder, sonra da ücretlerini verip gönderirdi. Ancak bir kez sohbetinde bulunanlar, aldıkları feyzin lezzetiyle bir daha oradan ayrılmak istemez, sonraki günlerde tekrar gelirlerdi. Böylece kısa zamanda pek çok talebesi oldu.

Bundan tedirgin olanlar, durumu pâdişaha bildirdiler ve tahtının tehlikede olduğunu söylediler. Pâdişah da Râmîtenî Hazretleri’nin Hârezm’den çıkmasını istedi. Ancak Râmîtenî Hazretleri elindeki ikâmet iznini gösterince orada kalmasına izin verdi ve aralarında bir dostluk başladı.[2]

Hârezm’de halkı irşâda devam eden Ali Râmîtenî Hazretleri’nin 130 sene kadar yaşadığı rivâyet edilir. Hicrî 721 (m. 1321) tarihinde vefât etmiş olduğu tahmin edilmektedir. Kabri, bugün Türkmenistan’ın kuzeyinde Taşhavuz vilâyetinin Köne Ürgenç kasabasındadır. Ayrıca Buhâra yakınlarında bir makam-kabri bulunmaktadır.

Mahbûbu’l-Ârifîn isminde bir eseri mevcuttur.[3]


[1] Muhammed Tâlib, Matlabu’t-Tâlibîn, vr. 20a.

[2] Reşahât, s. 98-99.

[3] Nefîsî, Târîh-i Nazm u Nesr, I, 220.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Altın Silsile, Erkam Yayınları

PAYLAŞ.

Bir yorum bırak

Önceki yazıyı okuyun:
ÎMAN NÎMETİNİN BEDELİ

Bedeli ödenmeyen bir şeye sahiplik iddiâsında bulunmak, abesle iştigaldir. Îman sahibi olmak da onun uğrunda her türlü bedeli ödemeyi göze...

Kapat