AKRABAYLA ALAKAYI KESEN CENNETE GİREMEZ!

0
Alâkamıza karşılık vermeseler hattâ bizimle bağlarını koparsalar bile akrabalarla alâkayı devâm ettirmemiz ve onlara yumuşak bir lisân ile emr bi’l-mârûf’ta bulunmamız, îmânımızın gerektirdiği bir vazîfedir.

Allah Rasûlü (s.a.v.) buyurmuşlardır ki: Rabbim, benimle alâkasını kesene sıla-ı rahimde bulunmamı emretti, (size de tavsiye ederim.) Allah Teâlâ, kullarına, akrabâlarıyla münâsebetlerini devâm ettirmelerini ve onlara ikram ve ihsanda bulunmalarını ısrarla emretmektedir. Rasûlullah da (s.a.v.): “Allah Teâlâ beni akrabâyı koruyup gözetmek, putları kırmak ve Allâh’ın bir olduğunu bildirip O’na ortak koşulmaması gerektiğini anlatmak vazîfesiyle gönderdi.”(Müslim, Müsâfirîn, 294) buyurarak sıla-i rahim’in, yâni akrabâyı ziyâret ederek onları gözetip kollamanın ehemmiyetini beyân etmiştir.

Akrabâlar, bizim alâkamıza karşılık vermeseler, hattâ bizimle bağlarını koparsalar bile onlarla alâkayı devâm ettirmemiz ve onlara yumuşak bir lisân ile emr bi’l-mârûf’ta bulunmamız, îmânımızın gerektirdiği bir vazîfedir. Yine bir hadîs-i şerîfte şöyle buyrulur:

“Akrabâsının yaptığı iyiliğe aynıyla karşılık veren, onları koruyup gözetmiş sayılmaz. (Gerçekte) akrabâyı koruyup gözeten kimse, kendisiyle alâkayı kestikleri zaman bile, onlara iyilik etmeye devâm edendir.” (Buhârî, Edeb, 15; Ebû Dâvûd, Zekât, 45) Bu hususta da zirve misâl, hiç şüphesiz ki Rasûlullah ‘tır (s.a.v.). Nitekim O, bir kurban kesecek olsa muhakkak Hazret-i Hatîce’nin akrabâlarına da gönderirdi. Yine O: “Nesebinizi (soyunuzu), sıla-i rahimde bulunacağınız ölçüde öğrenin…” buyururdu. (Ali el-Müttakî, Kenz, X, 220, nr: 29162)

Cenâb-ı Hak, sıla-i rahim vazîfesini ihmâl eden, akrabâsını koruyup gözetmeyen kimselerin ziyâna uğrayacaklarını, âyet-i kerîmelerde şöyle bildirmektedir: “Onlar ki, söz verip anlaştıktan sonra Allâh’a verdikleri sözü bozarlar. Allâh’ın birleştirilmesini emrettiği şeyi (îman ve akrabâlık bağlarını) keserler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte zarara uğrayanlar onlardır.” (el-Bakara, 27) “(Ey münâfıklar!) Siz iş başına geçecek olursanız, yeryüzünde fesat çıkarır, akrabâlarla alâkanızı kesersiniz değil mi? İşte Allâh’ın lânete uğrattığı, kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimseler bunlardır.” (Muhammed, 22-23)

Efendimiz de (s.a.v.) sıla-i rahim’e ehemmiyet vermeyen kimselerin ne dehşetli bir kayıp içinde olduklarını şöyle ifade buyurur: “Akrabâsıyla ilgisini kesen kimse, cennete giremez.” (Buhârî, Edeb, 11) “Âhirette cezâsını ayrıca vermekle beraber, dünyâda Allah Teâlâ’nın çabucak cezâlandırmasını en fazla hak ettiren günahlar, zulüm ve akrabâyı ihmâl etmektir.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 43; Tirmizî, Kıyâme, 57)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Öyle Bir Rahmet Ki, Erkam Yayınları, İstanbul, 2007

Paylaş.

Yorumlar