Affedilmez Suç!

Dünya Müslüman Alimler Birliği, Nijerya'da 200'den fazla kız öğrencinin okuldan kaçırılmasını kınadı ve kızların serbest bırakılmalarını istedi.

Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Yusuf el- Karadavi ve Genel Sekreteri Ali el-Karadaği'nin imzası ile yayımlanan açıklamada, Nijerya'nın Borno eyaletine bağlı Chibok köyünde 200’den fazla kız öğrencinin eğitim gördükleri ortaokuldan kaçırılmasının "toplumun huzurunu bozan, dinen haram sayılan ve yasalara göre suç teşkil eden" bir eylem olduğu belirtildi.

Kız öğrencilerin hala serbest bırakılmamasının üzüntü verici olduğu vurgulanan açıklamada, bazı Müslümanların alemlere rahmet olarak inen ve bu tür eylemleri haram kılan İslam dininin ruhundan uzaklaştığı ifade edildi.

SALDIRIYI "BOKO HARAM ÖRGÜTÜ" ÜSTLENDİ

"İslama zarar veren ve Müslümanlara karşı nefreti artıran bu iğrenç suçu kınıyoruz" denilen açıklamada, söz konusu olay,  "tüm insanlığa karşı işlenmiş affedilmez suç" olarak nitelendirildi.

Faillerin en kısa sürede bulunması ve şiddetle cezalandırılmasını istenen açıklamada, Boko Haram örgütüne de "Kuran ve Sünnet doğrultusunda sahih şeriat kurallarına dönmeleri ve en kısa sürede kız öğrencileri serbest bırakmaları, sivilleri ve özellikle kadınları siyasi hesaplarından uzak tutumaları" çağrısında bulunuldu.

Nijerya’da 14 Nisan’da silahlı kişiler, Borno eyaletinin Chibok kentinde bir ortaokula düzenledikleri baskında kız öğrencileri kaçırmıştı. Kaçırılan kızların sayısı konusunda çelişkili bilgiler verilirken, yerel yetkililer 129, bazı aileler ise 234 kız öğrencinin kaçırıldığını açıklamıştı. Resmi rakamlara göre, kızlardan 73’ü hala kayıp. Saldırının sorumluluğunu Boko Haram örgütü üstlenmişti.

Yerel dilde "Batı eğitimi haramdır" anlamına gelen 'Boko Haram' örgütünün kaçırdığı öğrencilerin bulunması için uluslararası girişimler de var. Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, İngiltere ve Çin, Nijerya'ya destek ekip yollamayı teklif etti.

Baskın yapıldığı sırada Chibok'taki okulda yatılı kalan Müslüman ve Hristiyan kız öğrenciler, final sınavlarına hazırlanıyordu. Borno eyaletinin uzak bir bölgesindeki okulda herhangi bir güvenlik önlemi yoktu.

Kaynak: AA, BBC

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.