57. YILINDA KERKÜK KURBANLARI ANILIYOR

0

Irak’ın Kerkük kentinde 1959 yılında öldürülen Türkmenleri anmak amacıyla etkinlik düzenlendi.

Kerkük’teki Türkmen Şehitler Mezarlığı’ndaki anma merasiminde bulunan Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Erşet Salihi, “Iraklılara yönelik son iki yıldan beri DAEŞ tarafından uygulanan şiddet eylemleri Türkmenlere 1959 yılından beri yapılmaktadır.” dedi.

Katliamın gerçekleştiği dönem karanlık odakların bölgedeki Türk varlığına kastettiğini vurgulayan Salihi, şu ifadeleri kullandı:

“Katliamın gerçekleştiği dönemde dış güçlerin güdümündeki karanlık odaklar bu ülkedeki Türk varlığına yönelik yok etme politikası uyguladı. Türkmenler olarak bugün de aynı planlarla kaşı karşıya bulunuyoruz. Türkmenler, ülkede varlık mücadelesi veriyor.”

TÜRKMENLER OSMANLI’DAN SONRA EN ACI GÜNLERİNİ YAŞIYOR

Salihi, Ortadoğu’da Türk varlığına yönelik ciddi anlamda yok etme planının devreye sokulduğunu dile getirerek, “Suriye Türkmenleri Osmanlı’dan sonra en acı günlerini yaşıyor. Halep kentinde Türkmenlerin en yoğun oldukları Holluk bölgesi bir kez daha Beşşar Esed ve Rus uçakları tarafından bombalandı. Orada büyük Türk kaybı söz konusu. Suriye Türkmenleri bizim yaklaşık 60 yıl önce yaşadığımız dönemi yaşıyorlar. Irak ve Suriye’deki Türk varlığının korunması için ciddi adımlar atılmalı.” diye konuştu.

Türkmen şehitleri anma etkinliğine Salihi’nin yanı sıra Türkmen parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Kerkük’te 14 Temmuz 1959’da cumhuriyetin ilanının birinci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen etkinliğe katılan yüzlerce Türkmen, dönemin Komünist Partisi üyeleri tarafından öldürülmüştü.

1959 KERKÜK KATLİAMI NASIL GERÇEKLEŞTİ?

Türkmenlerin varlık mücadelesinde geniş yer tutan 14 Temmuz 1959 katliamı, eski kuşaklarda olduğu kadar, yeni nesillerde de tüyler ürperten etkisini sürdürüyor. O günlerin akıllardan silinmeyen anıları, Türkmen toplumuna karşı beslenen düşmanlık duyguları, 1918’den beri tarzı, sistemi değişse de değişmeyen Türkleri katletme, yani yok etme politikaları oldu.

Sovyetler Birliği’ne sığınan Molla Barzani, 1958 senesine kadar bu ülkede kaldı. Barzani, Sovyetler Birliği’nde iken 1953 Ocak ayında 3. Kongresi’ni yapan KDP, federal bir Irak için silahlı mücadele yöntemini kabul etti. Ancak, Irak’ta 14 Temmuz 1958’de General Kasım’ın krallığı devirmesinden sonra Barzani’nin 1946’da kurdurduğu KDP, yeni rejimi desteklediğini söyledi. General Kasım da Barzani’yi Bağdat’a davet etti.

14 Temmuz 1958’de gerçekleşen darbeden sonra General Kasım, yaptığı radyo konuşmalarında Irak’ı Araplar, Kürtler ve Türkmenlerin asli unsur olarak oluşturdukları bir ülke olarak tanımlasa bile, sonra geri adım atılmış, Irak’ı Arapların ve Kürtlerin vatanı olarak tanımlayan bir Anayasa taslağı General Kasım tarafından kabul edildi.

General Kasım’ın gerçekleştirdiği darbenin bir sonucu da Irak’ın oluşmasından itibaren ezilen, baskı altında tutulan ve sistemden dışlanan Şii Arapların yavaş yavaş sistem ile bütünleşmeye başlamalarının önünün açılmasıydı. Şii Araplar, devlette oranları ölçüsünde temsil edilmeseler de mezhepler arası evlilikler başlamış ve Şii Araplar, 1951’de Irak’ı terk eden Yahudilerin yerine ticaret yaşamında etkin güç haline gelmeye başladı.

“İKTİDAR TÜRKMENLERDEN KORKTU”

Irak devleti bağımsızlığını ilan ederken devletin kurucu unsuru olan Türkmenler sessiz sedasız ortaklıktan çıkarılıp azınlık konumuna itildi. Bağdat’ta kim iktidarda oturur ise otursun, Kürtlerden çok Türkmenlerden korktu. Çünkü, Kürtlerin ne kadar Bağdat’a sorun çıkarsa da bir şekilde denetim altında tutulacaklarına oysa Türkmenlerin Türkiye’nin desteği ile Musul Vilayeti’ni her an Irak’tan koparma potansiyellerinin olduğuna inanıldı.

Molla Barzani’nin Irak’a dönmesinden sonra Kerkük’te büyük bir gerilim başladı. Kerkük’te yerleşik 2. Tümen komutanı General Nazım Tabakçalı, General Kasım’ı uyararak Türkmenlere karşı bir saldırının başlaması ihtimalinden bahsetti. Kerkük’te öldürülmesi planlanan 400 Türkmen aydını olduğu haberi Türk basınına da 13 Kasım 1958’de yansıdı. General Tabakçı’nın yerine atanan komünist General Davur el-Cenabi, Moskova’da eğitim görmüş ve Kerkük Belediye Başkanı yapılan Maruf Berzenci ve Ermeni Halk Mukavemet Teşkilatı Ojin,Türkmenlere karşı ortak hareket etmeye başladı.

Yüzlerce Türkmen tutuklanırken, Kerkük’e peşmergeler sızmış ve yerleşti. 14-16 Temmuz 1959 arasındaki üç gün boyunca Irak Komünist Partisi militanları ve KDP’li peşmergelerin işbirliği ile Türkmenlere karşı bir katliam gerçekleşti. Üç gün süren saldırılarda 25 Türkmen aydını katledildi. Olayları yakından izleyen Ankara, 21-22 Temmuz 1959’da Bağdat’ta girişimlerde bulundu. 25 Temmuz 1959’da kamuoyuna açıklama yapan Türk Dışişleri Bakanlığı 30’a yakın Irak vatandaşı Türk’ün Kerkük’te şehit edildiğini, Irak hükümetinin olayların tekrarlanmayacağı konusunda Ankara’ya güvence verdiğini açıkladı.

31 Temmuz’da bir basın toplantısı yapan General Kasım olaylarını telin etti, Ağustos 1959’da yaptığı bir basın toplantısında Türkmenlere destek verdi. Olayların sorumlusu olan 28 kişi 23 Haziran 1963’de Kerkük’ün üç ayrı meydanında asılarak idam edildi.

KERKÜK KATLİAMI ŞEHİTLERİ

1- Ata Hayrullah – Albay
2- İhsan Hayrullah – Yarbay Tabip
3- Selahattin Avcı – İş Adamı
4- Mehmet Avcı – Memur
5- Nihat Muhtar – Öğretmen
6- Cihat Muhtar – Öğrenci
7- Emel Muhtar – Öğrenci
8- Kasım Neftçi – Çiftlik Sahibi
9- Ali Neftçi – Serbest
10- Osman Hıdır – Kahve Sahibi
11- Cihat Fahrettin – Öğrenci
12- Zübeyir İzzet – Kahve Sahibi
13- Şakir Zeynel – Kahve Sahibi
14- Gani Nakip – Memur
15- Kemal Abdüssamat – Mühendis
16- Fatih Yunus – Teknisyen
17- Cuma Kanber – Teknisyen
18- Enver Abbas – Öğrenci
19- Kazım Bektaş – Öğrenci
20- Hacı Necim – Serbest
21- Hasip Ali – İşçi
22- Nurettin Aziz – İşçi
23- İbrahim Ramazan – Tamirci
24- Adil Abdülmecit – İşçi
25- Abdulhalik İsmail – Öğrenci
26- Abdullah Beyatlı – Teknisyen
27- Selahattin Kayacı – İşçi
28- Abbas Kadir – Öğrenci
29- İbrahim Hamza – Kasap
30- Halil … – Serbest
31- Salah Köprülü – Polis
32- Kemal’in Annesi – Ev Hanımı

Kaynak:
AA
21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü,
Şemsettin Küzeci, Kerkük Soykırımları, Teknod Yayınevi, 2004

PAYLAŞ.

Bir yorum bırak

Önceki yazıyı okuyun:
ORUÇ BOZMANIN KEFARETİ

Fıkıh literatüründe kefâret-i savm terimiyle ifade edilen bu kefâret türü, “Ramazan orucunu eda ederken, herhangi bir mazereti bulunmaksızın, oruçlu olduğunu...

Kapat