2018'in En İyi Örnek Alınası İnsanları

Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, 4. Uluslararası İyilik Ödülleri’nin sahiplerini açıkladı.

TDV’nin “Dünyayı İyilik Değiştirecek” sloganı ile düzenlediği 4. Uluslararası İyilik Ödülleri’nin sahipleri bin 500 iyilik hikayesi arasından belirlendi.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş ‘Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’ öncesi Din İşleri Yüksek Kurulu Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinlikte basına açıklamalarda bulundu. “Türkiye Diyanet Vakfı Uluslararası İyilik Ödülleri”nin sadece bir ödül töreni ya da iyiliği ödüllendirme çalışması olmadığını vurgulayan Başkan Erbaş, “Kötülüklerin yeryüzünü kuşattığı, vicdanları esir aldığı bir dünyada iyiliği hâkim kılmak, iyiliği gündem yapmak adına zihinlerde ve gönüllerde farkındalıklar oluşturmaktır. İyilik seferberliği başlatmaktır. İyilik bilinci ve gayretiyle hayatı ve yeryüzünü güzelleştirmektir” dedi.

Başkan Erbaş, iyiliğin en büyük ödülünü Allah’ın vereceğini ve iyiliklerin sadece Allah rızası için yapılacağının altını çizerek, iyiliğin içine zerre kadar gösteriş karıştığında o iyiliğin iyilik olma vasfını kaybedeceğini söyledi.

Hayatta ve insan fıtratında aslolanın iyilik olduğuna dikkat çeken Başkan Erbaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

KÖTÜLÜKLE MÜCADELENİN EN İYİ YOLUK İYİLİK YAPMAK

İyilik ötelenir ve ihmal edilirse kötülük kendine zemin bulur. Bunun içindir ki kötülüklerle en iyi ve doğru mücadele iyiliğin yaygınlaşması için yapılan çalışmalardır. Dolayısıyla iyilik emek ister, gayret ister. İyiliğin ölçüsü dinin ve aklın iyi olduğuna hükmettiği, başkalarının hayatına umut olan ve güzellik katan değerler olmasıdır. Bencilce, beklentiyle, minnetle yapılan davranışlar elbette iyiliğe erişemezler. İyiliği güçlendirmek, iyilikleri birleştirmek, iyilik halkalarını birbirine kenetlemek, iyilik kervanını yeryüzünün her yerine ulaştırmak ve kötülüğe yer bırakmamak için çalışmaya muhtacız.

İSLAM MEDENİYETİNİN İYİLİĞİ HAKİM KILMA İDEALİ

Kitabımız Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in sünneti rehberliğinde, ma’ruf temeli üzerine yükselen İslam medeniyeti; iyilik ahlakını, hayır işleme bilincini İslam’ın ulaştığı bütün toplumlara taşımıştır. Müslümanlar, iyilik yapmanın kesintisiz halini ve ihsan bilincini vakıflar marifetiyle kurumsallaştırmıştır. İslâm toplumlarında birçok konuda ihtiyaç duyulan hizmetler, vakıflar eliyle gerçekleştirilmiştir. Eğitim, sağlık, şehirleşme, hayır hizmetleri, dinî ve kültürel hizmetler başta olmak üzere birçok sosyal çalışmalar “vakıf” çatısı altında hayat bulmuştur. İslam tarihinde binlerce vakıf kurulmuştur. Sadece Anadolu’da kurulan vakıf sayısı 7 bin civarındadır. Bu inanç ve ahlak üzerine, iyiliği âleme hâkim kılma ideali ile inşa edilen İslam medeniyeti bir vakıf medeniyetidir.

BİLGİ VE HİKMET TEMELİNDE İYİLİK MEDENİYETİ

Türkiye Diyanet Vakfı, bugün 1000 şubesi ile ülkemizde ve 140 ülkede iyiliğin adresi olan evrensel bir hayır kuruluşu haline gelmiştir. İnsanlığın ve İslam ümmetinin birçok sorun ve sıkıntılarla karşı karşıya kaldığı günümüzde; Diyanet İşleri Başkanlığımız ve Türkiye Diyanet Vakfımız; dünyanın ihtiyaç duyulan her yerine, dil, din, ırk, mezhep, meşrep, farkı gözetmeksizin yardım elini uzatmaktadır. Sosyal yardımlardan eğitime, camilerin inşasından gönüllerin ihyasına kadar birçok alanda hayrî çalışmaları yapmaktadır. Müslüman azınlıkların, savaşlara, işgallere, afetlere maruz kalanların, yoksulların, kimsesizlerin, çaresizlerin umudu ve sevinci olmaktadır. Türkiye Diyanet Vakfı, ülkemizde ve dünyada, insanlığa barış ve huzuru getirecek, hak, adalet, merhamet ve barış mefkûresine, sahih bir inanca, bilgi, bilinç ve güzel ahlaka sahip nesillerin yetişmesi için gayret göstermektedir. Kurduğu müesseseler, yayınladığı dev eserler, yetiştirdiği ilim adamlarıyla da bilgi ve hikmet temeline dayalı bir iyilik medeniyeti inşa etme yolunda kalıcı yatırımlar yapmaktadır. Kuruluşundan bu yana Türkiye Diyanet Vakfı, iki büyük hedefi daima göz önünde bulundurmuştur. Birincisi, ülkemizde ve yedi kıtada insanlığın hizmetinde olmak, ikincisi yeryüzünde iyiliğin egemen olması için çalışmak.

Başkan Erbaş, Türkiye Diyanet Vakfına, yaptığı güzel çalışmalardan dolayı teşekkür ederek, “Vakfımızın bir sloganı var: “Dünyayı iyilik değiştirecek” diyor. Biz dünyayı iyiliğin değiştireceğine inanıyoruz. O zaman, gelin her birimiz birer iyilik neferleri olalım. Ta ki iyilik yeryüzünde hakim olsun” diye konuştu.

SEKİZ İYİLİK ÖNCÜSÜ

4. Uluslararası İyilik Ödülleri Programı, Türkiye Diyanet Vakfı’nın kuruluş yıldönümü olan 13 Mart 2018 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’nın teşrifleriyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Kongre ve Kültür Merkezinde yapılacak. Programda, ülkemizde ve dünyanın farklı noktalarında topluma örnek teşkil eden, çevresine ve dünyaya umut olan 7 iyilik öncüsüne ödül takdim edilecek. Ayrıca Uluslararası İyilik Ödülleri kapsamında değerlendirilen vefa ödülünün bu yılki sahibi de bu programda açıklanacak.

2018 yılının Uluslararası İyilik Ödülü verilmesi kararlaştırılan 7 iyilik öncüsünün isimleri şöyle:

HASAN KIZIL – MARDİN

İyilik kahramanlarından biri Hasan Kızıl. Hasan, 22 yaşında Mardin Derik’te yaşayan genç bir iyiliksever. Ona hayat tamircisi diyorlar. Hasan Kızıl, engelli hayvanlara kendi imkânlarıyla yürüteç ve protez yapıyor. İlk zamanlar oyuncaklardan, hurdacılardan bulduğu malzemelerden yürüteçler yapmaya çalışan Hasan, kendini hayvanlara adıyor ve onlara gönüllü olarak hizmet veriyor. Bugüne kadar Türkiye’nin her yerinden 200 hayvana protez yapmış, iki tane ise yurt dışına göndermiş. Genç tasarımcının en büyük hedefi 4 ayağını kullanamayan hayvanlar için biyosensör teknolojisini kullanarak biyonik ayaklar geliştirmek.

Üniversite sınavına hazırlanan Hasan Kızıl, hayvanlarla daha yakından ilgilenebilmek için veteriner olmak istiyor.

SEVDE SEVAN USAK – İSTANBUL

Sevde Sevan Usak, Tanzanya’da Masaili bölgesinden bir çiftçi ile evlenmiş. O günden beri bölgedeki çocukların ve kadınların eğitimine destek oluyor. Sevde Sevan Usak, sadece bunlarla yetinmiyor; Okul bahçelerine ağaçlar dikiyor, komşular için meyve bahçeleri yapıyor. Yaşadığı Masaili bölgesinde elektrik ve su bulunmadığı için Türkiye’deki STK’larla görüşerek bölgeye su kuyuları yapılabilmesi için STK’ları harekete geçiriyor ve bölgede 4 su kuyusu açılmasına yardımcı oluyor. Sevde Sevan Usak, bir süre sonra Türkiye’den denemek üzere sorgum, fiğ ve arpa tohumları götürerek bölgeye ekiyor. Bunlarla birlikte bölgedeki açlığa bir çözüm olması açısından yine Türkiye’den sebze tohumları getiriyor ve bunları eşiyle birlikte kuyulardan birinin yakın olduğu araziye ekiyorlar ve burada da çok verimli sonuçlar alıyorlar. Bu araziye ektikleri sebzelerin yetişmesi sonucu sebzeleri Ramazan ayı boyunca tüm bölge halkına iftarlık olarak dağıtıyorlar. Yakın bir zamanda Afrika’da bir okulun bahçesine 160 tane meyve ekiyorlar ve bu süreçte bölgedeki tüm okulları ağaçlandırmayı planlıyorlar. İyilik gönüllümüzün hedefi ise Afrika’yı bir milyon ağaçla donatarak, Afrika’nın çehresini değiştirmek.

KAMBER BOZAN – İSTANBUL

Kamber Bozan, 49 yaşında Üsküdar’da bir bakkal. Bakkalın bir kısmını kütüphaneye çevirmiş, mahallenin çocuklarına kitap dağıtıyor ve okudukları kitap karşılığında onlara istedikleri bir şeyi bedava veriyor. Çocukların sevgili Kamber Amcası, onlara kitap okuma alışkanlığı kazandırmak ve durumu olmayanların istediklerini alabilmelerini kolaylaştırmak için kitap karşılığında alışveriş imkânı sağlıyor. Sosyal medyada da oldukça fazla ilgi gören projeye birçok ilden kitap gönderilmiş. Hatta Kamber Bozan’a 5, 6 ay içinde 2 bine yakın kitap gelmiş.

YAHYA HASHEMİ / ALA ABDELRAZAG JABUR – KANADA

Kanada'nın Montreal kentinde Müslüman lokantasında parası olmadığını söyleyen herkese ücretsiz yemek verilmekte. Bu küçük lokantanın sahibi Yahya Hashemi ve ortağı Ala Abdelrazaq işletmelerinin kapısına İngilizce ve Fransızca astıkları notla; parası olmayanlara ücretsiz yemek vereceğini duyurmuş. Bu lokanta sahipleri "Aç olanı doyurmak inancımızın gereği. Ayrıca bu ülke bize çok şey verdi, biz de Kanada'ya bir şeyler vermek istedik. Bir insan parası olmadığını ve yemek istediğini söylerse, neden ve sebep sorulmadan güler yüzle ona yemek verilir.” diyor. Bu yardım halkasına müşteriler bile katkıda bulunuyor ve bir sonraki parasız müşterinin hesabını ödüyorlar.

MAHMUT KARAMAN – SAKARYA

Yrd. Doç. Dr. Mahmut Karaman gündüzleri üniversitede hoca. Geceleri ise evsizlere, kimsesizlere el uzatan bir yardımsever. Ve aracının üzerinde herkesi düşündürecek şu cümle yer alıyor: “Komşum aç yatmayacak.” Mahmut Karaman geceleri İstanbul’u sokak sokak gezip evsizlere özellikle Suriyeli mültecilere çorba dağıtıyor. Günde yaklaşık 500 kişiye çorba ve ekmek dağıtan Mahmut Karaman “bireysel olarak da yardım etmeyi öğrenmeliyiz” diyerek Aşhane projesini örnek gösteriyor. Mahmut hocanın eşi de bir iyilik gönüllüsü. İkisi beraber ilk başlarda yoksul ailelere, yeni evlilere ev eşyası alıyorlar fakat son yıllarda Suriyeli ailelere ev tutup ikinci el eşyalarla evleri döşüyorlar. Eski eşyalarını atacak olan evlerden bu eşyaları toplayıp Suriyeli ailelerin evlerine götürüyorlar. Mahmut hoca onların betonda yattıklarını bu sebeple bir hurda çekyata bile muhtaç olduklarını söylüyor.

MUHAMMED BZEEK – ABD

Aslen Libyalı olan Muhammed Bzeek 62 yaşında. 1978 yılında ABD’ye göç etmiş ve o zamandan beri kimsesiz çocukları evlat ediniyor. Evlatlık aldığı 80 çocuğun 10’unu kaybetmiş. Muhammed Bzeek, Chikago’da elektronik mühendisliği üzerine eğitim almış, Los Angeles’ta çalışmaya başlamış. Muhammed ve eşi 1995’te artık sadece ölüm döşeğindeki çocukları evlat edinmeye karar vermişler. O tarihten itibaren evlerinin kapılarını hastanelerde, soğuk odalarda ölümü bekleyen onlarca çocuğa açmışlar. Muhammed Bzeek’in eşi 2015 yılında hayatını kaybetmiş. Fakat o, eşi öldükten sonra da çocuklara bakmaya devam etmiş. O ölümcül hastalığa yakalanmış kimsesiz çocuklara ışık olmak istiyor.

LEVENT UÇKAN – İSTANBUL

Levent Uçkan, Kadıköy Tarihi Hasanpaşa Camiinin din görevlisi. O, sokak çocuklarına ve sokakta kalanlara rehabilite çalışmalarında bulunmaya çalışıyor. Cami eşrafıyla birlikte önemli günlerde ve belli zamanlarda yöre günleri yapmaya başlamışlar ve bu sayede mahallenin dokusunu korumaya çalışıyorlar. Caminin hizmeti bunlarla bitmiyor. Muhtarlık ve hayırseverler aracılığıyla verilen akşam yemekleri sayesinde çok sayıda öğrenci 4 yıldır kahvaltı ve akşam yemeği için Hasanpaşa Camii’ne gidiyor.

Kaynak: Diyanet

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.