100 YIL ÖNCE VE 100 YIL SONRA II. ABDÜLHAMİT ŞİİRİ

0

Seyrî mahlasıyla şiirler yazan şair M. Ali Eşmeli, II. Abdülhamit’e yapılan saldırıları ve hadiselerin günümüze benzerliğini kaleme aldığı 117 beyitlik “Unutmam Hiç Şiiri”ni seslendiriyor.

UNUTMAM HİÇ!
Yüzlerce beyte sığmayacak gerçekleriyle;
YÜZ YIL ÖNCE ve YÜZ YIL SONRA…

SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ)
Unutmam hiç; kızıl sultandı dün Abdülhamit gûyâ,
Yalandan sahneler, tüm perdeler yırtıldı ey dünyâ!
O eşsiz pâdişah hakkında yâd eller, neler yazdı?
Büyük coğrafyamızdan pay koparmak, başka olmazdı.
O gün, madden zayıftık biz, kifâyetsizdi imkânlar,
Fakat doğmuştu bir imkân ki, erken gördü düşmanlar:
O petrol yurdu kaynaklar, bütün bizdeydi, tek toprak,
Bizim kalsaydı, artık muhtemel olmazdı hiç yıkmak!
Dev imkânlarla tekrar şahlanır Osmanlı, kükrerdi,
Köpekler, tilkiler, olmazdı keyfin kanlı nâmerdi.
Bu yüzden haçlılar, Abdülhamit hıncında uzlaştı,
Alevlendikçe en düşman tavır, bâzen de buzlaştı.
Yuh olsun, her barıştan vazgeçip kin kustular, illâ,
«–Yıkılsın, yazdılar; Osmanlı, tekrâr olmadan âlâ!»
Unutmam hiç; o gün taksîm edip yutmak için yurdu,
«–Hür olmak işte ey millet!» diyen diller, tuzak kurdu.
Hür olmak lâftı, maksat, tâ derinden bir esâretti,
Fakat Abdülhamît engeldi; düşman cephe, nefretti:
Bu nefret, pâyitahtın tâcı bir insâna, barbarca,
«–Çamur at, iz bıraksın!» türde suç yağdırdı yıllarca.
Güzel nem varsa hür yurdumda, îlân ettiler çirkin,
Özel hamleyle püskürttükçe Sultan, yazdılar hâin.
O hunharlar, boğazlardan tutup takmak için halka,
«–Saray düşman, biziz cânan!» deyip yaklaştı saf halka!
Muhakkak vardı her tezgâhta cambaz tilkinin kürkü,
Kolay kandırdılar böldükçe mü’min Kürt, Arap, Türk’ü.
Güneşler söndü, aylar soldu, her gün çöktü bir zulmet,
Hücumlar her taraftan geldi, çağlar gitti, ey millet!

Gavur ağzıyla haklar, lâf, tümörlerden beter apse,
Konuşsun milletin ağzıyla bir, her kim bu milletse!
Uyan, kan ağladın yüz yıldır ey göz, zulme aldanma;
Yarınlar, hakka ancak tam evetten başka şey sanma!
Uyan, ey milletim! Vur mührü tekrar, vur evet şânı,
Sakın mağlûp olup milletçe gālip etme düşmânı!
Uyan, düşmanla ancak tutsağız, biz, bizleyiz özgür,
Uyan, Abdülhamît ufkunda düşmezsen, yaşarsın hür!
Uyan, pişmân eden türden tekerrür etmesin târih,
Yaşanmış sancıdan ders al, tekerrür eylesin Fâtih!
Unutmam; bir vatan birlikte, can dirlikte hiç solmaz,
Bu halk, Allah deyip koştukça, şahlandıkça alt olmaz!

Karanlık sayfalar, artık, temiz, ak bir kitâb olsun,
Kitâbın şartı, ey Seyrî, bu gerçekler hitâb olsun!

Kaynak: M. Ali Eşmeli, Yüzakı Dergisi

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
İLİM VE NASİHATTE NNK KURALI NEDİR?

Yrd. Doç. Dr. Adem Ergül, İlim meclislerinde, nasihat verirken, ilmi ve nasihati verenin vereceği ilmi ve bilgiyi nasıl vermesi gerektiği...

Kapat